At twenty-one weeks pregnant, a woman decides to have an abortion— which is both legally and religiously forbidden—despite her husband’s objections. She travels to different parts of the city to secretly bury the baby she miscarries, but she cannot find a safe place.
Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.
Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.
When Tragedy Strikes three Families, their Destiny forces them on a coverging path and mercy as the challenges of their fate could also resurrect their beliefs
Amber Appleton, bir otobüste yaşamaktadır. Annesinin erkek arkadaşının onları kovmasından sonra Amber, annesi ve sadık köpekleri Boby Big Boy ile birlikte, annesinin kullandığı okul otobüsü ‘Hello Yeloow’un arkasında kamp kurarlar. Umut ve iyimserlik prensesi olan Amber, kötü şeyleri kafasına takmamaktadır. O artık, alkolik annesi ve arkadaşlarının hayatını kurtarmaya odaklanır.
Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.
Yasmina Khadra´nın Türkçe dahil 40 dile çevrilen ve dünya çapında çok satan kitabı Saldırı´dan uyarlanan film, İsrailli Arap doktor Emin´in karısı hakkındaki gerçeği keşfetmesini anlatıyor. Emin kendi kurduğu dünyasında mutlu, başarılı bir kariyeri olan, eşini çok seven bir doktordur. Tel Aviv´de ailesine ve köklerine uzak ama hoşnut olduğu bir hayat yaşar. Bir gün bir restoranda patlayan bir bombayla hayatı alt üst olur. Restorana bir intihar saldırısı düzenlenmiştir ve polis hemen Emin´in karısından şüphelenmiştir. Emin başta böyle bir şeyin mümkün olabileceğine inanmaz. Herkesin cani olarak gördüğü karısını temize çıkarmak için kendi araştırmasını yapar, ancak peşinden gittiği gerçekler yüzüne çarptıkça devam etmesi gittikçe zorlaşır.