Babasının kalıntılarını aramak için dalış yapan Jay Gardiner, dev bir ispermeçet balinası tarafından yutulur ve oksijeni tükenmeden balinadan kurtulmaya çalışır.
Charlton Heston, suyun 442 metre altında bir nükleer denizaltı içinde mahsur kalan insanların hikâyesini konu edinen bu dramda başrolde. Nükleer denizaltı U.S.S. Neptune, bir Norveç gemisi ile çarpışınca okyanusun derinliklerine doğru batmaya başlar. Kaptan Paul Blanchardin (Heston) ve ekibinin tek umudu, Stacy Keach ve Ned Beatty'nin önderliğindeki kurtarma ekibidir. David Carradine'in de oyuncu kadrosunda yer aldığı filmde mahsur kalan denizcilerin oksijeni hızla azalırken zamana karşı nefes kesen bir yarış başlar
Gerçek bir olaydan ilham alan Son Bir Nefes, izleyicileri okyanusun karanlık ve amansız derinliklerinde soluksuz bırakacak bir hayatta kalma mücadelesine davet ediyor. Deneyimli derin deniz dalgıçlarının, dalgaların ve zamanın acımasız baskısı altında verdikleri mücadeleyi konu alan bu sürükleyici yapım, insan iradesinin sınırlarını zorlayan çok farklı bir hikâyeyi gözler önüne seriyor.
Los Angeles’tan Şanghay’a giden bir uçak, Pasifik Okyanusu’nda korkunç bir acil iniş yapmak zorunda kalır. Hayatta kalan yolcular, mercan resifine saplanan enkazın etrafını saran ölümcül köpekbalıklarıyla karşı karşıya kalır ve okyanusun ortasında hayatta kalmak için büyük bir mücadele başlar.
Kaptan Nolan adlı bir denizci, Orca diye tanımlanan balinalardan yakalar. Yavrusu da avlanmıştır. Ailesini yitiren Orca’nın eşi olan balina da intikam peşine düşer. Her şeyden önce Nolan’ın yaşadığı bölgede dehşet anlar yaşatır insanlara. Bölge sakinleri ise onun öldürülmesini isterler. Kurtuluş için tek çare budur. Bu insanların etkisi altındaki Nolan, sonunda yanına Rachel adlı deniz biyoloğunu ve bir Kızılderili balina avcısını da alarak sefere çıkar. Amaçları bu balinayı ele geçirmektir. Zorlu bir macera başlayacaktır.
İki çocuğuyla beraber hafta sonunu geçirirken gökyüzü aniden kararır ve şimşekler eşliğinde çok şiddetli bir fırtına patlak verir. Gökyüzünde tuhaf şeyler olmaktadır. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra evinin yakınındaki kavşakta sıradışı bir olaya tanık olur. Toprağın aniden yarılmasıyla yeryüzünün derinliklerinden üç bacaklı çok büyük bir savaş makinesi ortaya çıkar ve görünürdeki herşeyi yakıp yıkmaya başlar. Bu olay, uzaylıların dünyamıza saldırısının ilk hamlesidir. O andan itibaren herhangi bir gün gibi görünen günün akışı değişmiş ve bu sıradan insanlar hayatlarının en olağanüstü anlarını yaşamaya başlamıştır.
Dallas’tan Washington’a kadar semaları aydınlatan devasa bir patlama, Patriot adlı uzay mekiğinin parçalanmasına ve ABD’nin üzerine yağmur gibi yağmasına neden olur. Yetkililer durumu kontrol altına almakta çabuk davransalar da, mekiğin enkazı üzerine bulaşmış bir maddeyle ilgili hikayeler yayılmaya başlar; hem uzayın aşırı soğuğuna, hem de dünya atmosferine girerken ortaya çıkan aşırı ısıya dayanıklı bir maddedir bu. Ve ona ilk temas edenler ilk değişenlerdir…