In 1979, a young girl stumbles upon a possessed tape player. She unknowingly unleashes a demonic entity that haunts her family while slowly dragging the small town of Clarkston to Hell.
An orphaned girl is rescued from a satanic ritual and taken to Saint Catherine Institute for homeless youth. There she will learn new skills while facing demons that stalk her.
Criminology student Chloe fakes her own death to break into a morgue, in order to retrieve a piece of evidence that ties her younger brother to a crime gone wrong. Once inside, she discovers that a sadistic coroner is using the corpses for his sick and twisted business, and when he realises that Chloe still has a pulse, a terrifying game of cat and mouse ensues.
Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.
Kristy Cotton, bir psikiyatri kliniğinde içinde ölümcül ruhların yer aldığı bir bilmecenin kullanıldığını ve üzerinde deneyler yapıldığını öğrenir. Psikiyatristi Dr. Channard karanlık ve gizemli bir kutu ve onun yeniden yarattığı Julia tarafından etki altına alınmıştır. Julia doktora uzay ve zamanın sırlarını vermeyi vadetmektedir. Öte yandan Kristy'nin babası diğer alemden kanıyla gönderdiği mesajla onu uyarmakta ve yardımcı olmaktadır.
Meşhur korku roman yazarı Clive Barker'ın imzasını attığı Books of Blood'tan uyarlanan film, uzay ve zaman ögelerinin birbirine girdiği üç farklı hikayeyi anlatıyor. Daha önce keşfedilmeyene doğru bir yolculuk yapılıyor. Filmde Anna Friel, bir psikolog olan Mary'yi canlandırıyor. Mary, 7 yaşındaki oğlunu lösemiden kaybetmiştir. Yeni sevgilisi Simon, Mary'nin ölü oğlu ile konuşması konuşabileceğini söyler. Robertson ise Jenna'ya hayat veriyor. Jenna, sesten iğrenme rahatsızlığı olan misfoniden muzdariptir. Annesinin onu çiftliğe geri göndereceğini öğrenince Los Angeles'ın yolunu tutar. Üçüncü hikayede ise bir katilin hikayesi anlatılıyor. Katil paha biçilemez bir kitap bulur. Bu sayede eşi ile birlikte kirli işlerden emekliye ayrılabilecektir. Bu karaktere ise Yul Vazquez hayal veriyor.