A Chicago detective travels to Scotland after an emerging serial killer’s crimes match those that he investigated five years earlier, one of which was the crime scene of his murdered girlfriend.
Bir gece evine dönerken sokakta bir cinayete şahit olan Anna, dehşet içinde kaçmaya çalışırken katil tarafından saldırıya uğrar. Gözlerini hastanede açan Anna, şoku atlatmaya çalışırken çevresindeki insanları tanıyamadığını fark eder. Yüz körlüğü olarak da bilinen prosopagnozi hastalığına yakalanmıştır. Baktığı bütün yüzler sürekli değişmektedir, artık erkek arkadaşı dahil kimseyi tanımamaya başlayan Anna için günlük hayat tam bir kaosa dönüşmüştür. Geride tanık bırakmak istemeyen seri katil ise bu sırada çoktan Anna'nın peşine düşmüştür.
Uğursuz bir seri katil, Londra'da terör estirirken, gözden düşmüş parlak polis memuru John Luther, parmaklıklar ardında çürümektedir. Kendisine eziyet eden siber psikopatı durduramamasının azabını yaşayan Luther, bu soruşturmayı ne pahasına olursa olsun tamamlamak için hapishaneden kaçmaya karar verir.
Cinayet masası dedektifi John Hobbes, seri katil olan Edgar Reese'in idamına tanık olur. İdamdan kısa bir süre sonra tekrar cinayetler işlenmeye başlar ve Reese'in tarzına çok benzerler.
Dedektifler Jake ve Mary, bir taklitçi katilin saldırması üzerine Sanatçı adlı hapsedilmiş bir seri katilden yardım isterler. Mary, Sanatçı'nın parlak ama çarpık ruhunda ipuçları ararken o ve Jake, şeytani bir kedi ve fare oyununun tuzağına düşer. Bu süreçte ikisi, Sanatçı ve onun taklitçisinden bir adım önde olmak için zamana karşı yarışır.