1957 yılında, Paris'teyiz. Henüz 21 yaşında olan üstün yetenekli tasarımcı Yves Saint Laurent, moda gurusu Christian Dior'un sağ koludur. Christian Dior ansızın hayatını kaybettikten sonra işlerin başına geçen Saint Laurent, ilk tasarımını hazırladıktan sonra ünü tüm hızıyla yayılmaya başlar. Artık moda dünyasının yükselen yıldızıdır. Bir moda şovu sırasında ise Pierre Bergé ile karşılaştığında ise hayatını tamamen değiştirecek bir ilişkiye adım atmış olur. Birbirlerine aşık olan ikili, iş hayatında da birlikte hareket etmeye başlarlar. Üç yıl sonra ise kendi markasını, Yves Saint Laurent'i yaratmış olur. Ne varki Yves Saint Laurent'in yaratıcılığı hem özel hayatını hem de iş yaşamını etkiler hale gelir.
Rocketman, müzik sektörünün en önemli isimlerinden olan ve ölümsüz parçalara imza atan Elton John'un Royal Müzik Akademisi'nden bir dahi olarak çıkıp süperstarlık basamaklarını tırmanmasını ve söz yazarı Bernie Taupin ile olan işbirliği sürecini konu alıyor. Tam anlamıyla bir biyografi olmayan film kurguya da yer bırakıyor. Film, Elton John'u şekillendiren yıllara ek olarak, ünlü müzisyenin şöhret kazanması ile başlayan süreçte John’un şöhretin getirileriyle ve bağımlılıkla mücadelesini de kapsıyor.
Valentino, 1920'lerin en büyük film yıldızıydı, erotizmin sembolüydü; kadınlar onun ayaklarına kapanır, erkekler ise ona bir kahraman gibi saygı duyardı. Kariyerinin zirvesindeyken, 1926 yılında, henüz 31 yaşındayken öldü. Filmin hikayesi Hollywood'da başlar, yıldızın cenazesine büyük bir kalabalık toplanmıştır. Sansasyon peşindeki gazeteciler, Valentino'nun hayatına tanıklık etmiş kişilere saldırır, belki birkaç ilginç hikaye öğrenebilirler diye. Bu anlatılanlar üzerinden, inanılmaz bir kariyer hikayesi ortaya çıkar: Bir dansçıdan nasıl dünyanın en büyük yıldızı haline geldiği anlatılır. Mücadeleler, aşklar, erotizm, sapkınlıklar, zulümler, skandallar, çifte evlilikler ve tutuklamalarla dolu bir hayat...
In 1966, Helen Reddy landed in New York with her three year old daughter, a suitcase, and $230 in her pocket. Within weeks, she was broke. Within months, she was in love. Within five years, she was one of the biggest superstars of her time and an icon of the 1970s feminist movement who wrote a song which galvanized a generation of women to fight for change.
Paris Moda Haftası’nın yoğun atmosferinde, farklı geçmişlere sahip üç kadının hikâyesi kesişir. Amerikalı bir yönetmen olan Maxine, kariyerinin ortasında aldığı sarsıcı bir haberle hem hayatını hem de önceliklerini sorgulamaya başlar. Öte yandan genç bir model, kendi geleceğini belirlemek için alıştığı hayatın dışına çıkarken; sahne arkasında çalışan bir makyaj sanatçısı da görünmeyen bir dünyada var olma mücadelesi verir. Bu üç karakterin yolları, moda dünyasının parıltılı ama sert gerçekliği içinde kesişirken, her biri kendi kimliği ve seçimleriyle yüzleşmek zorunda kalır.