Sonbahar mevsiminin gelmesi ile birlikte, henüz uçmayı dahi öğrenememiş olan yağmur kuşu Ploey’i, Ailesi arkasında yalnız bırakarak sıcak iklimlere göç eder. Kutup soğuğu ve orada yaşamakta olan hain düşmanlarına karşı kendisini koruması gereken Ploey'in; ailesi ve sevdikleri için burada yaşamayı başarması gerekmektedir. Bu durum onun için büyük bir zorluk anlamına gelse de, başka bir çıkış yolu yoktur. Gelecek yıl ailesine kavuşması; bu zorlu dondurucu kış koşullarına dayanmasına ve hain düşmanlarına karşı kendisini koruma görevini başarı ile tamamlamasına bağlıdır.
Charlie Brown büyük beyzbol maçını kazanmaya kararlıdır ama eşleşmenin hemen öncesinde Sally'nin atıcı tümseğindeki küçük bir çiçeğe bağlanıp onu ne pahasına olursa olsun korumaya yemin etmesiyle işler fiyaskoya döner.
Okulun en güzel kızı Paris Morgan annesinin arabası ile bir kaza yapınca, liseden atılmış olan zeki ve hoş Alvin Johnson onunla bir anlaşma yapar: Eğer onun sevgilisiymiş gibi davranırsa Alvin Paris’in annesinin arabasını gizlice tamir edecektir. Paris istemeyerek kabul eder. Paris tarafından kılığına kıyafetine çeki düzen verilen Alvin farklı davranmaya başlar ve diğer bütün gençler gibi duygusuz bir serseme dönüşür. Acaba Alvin gerçek dostlarını, burs olasılığını ve Paris ile gerçek bir ilişki kurma fırsatını yitirmeden önce yeni keşfettiği egosunu dizginleyebilecek midir?
Yeteneksiz bir beyzbol oyuncusu olan Henry, bir kol kırığı sonrası iyileştiğinde aniden süpersonik hızda top atmaya başlar. Bu olağanüstü yetenek, Chicago Cubs’ın yetenek avcılarının dikkatini çeker ve Henry, pitcher olarak takıma alınır. Hayallerine kavuşan Henry, deneyimli oyuncu Chet Steadman'ın rehberliğinde profesyonel sporun inceliklerini öğrenir, takımını zafere taşır ve taraftarların sevgilisi olur. Ancak süper kolunun gücü bir süre sonra değişmeye başlar.