Chelsea, a nervous, yet charming, teenage girl struggles to come out to her parents, envisioning their best and worst possible reactions to the news before finally just coming out with it.
High schooler Jane struggles with the self-discovery that she is a lesbian after developing an intense friendship with another girl. However, this is only the start of Jane's troubles when her unaccepting mother Janice also contends with the surprising revelation brought forth by her only daughter.
Yıl 1961; savaş sonrası, Beatles öncesi dönem Londra’sında...16 yaşında zeki ve çekici bir genç kız olan kadınlığa geçişin eşiğinde olan Jenny (Carey Mulligan); Londra’nın banliyölerinden Twickenham’daki odasında Juliette Greco şarkıları söyleyip daha özgür ve Gauloise kokulu bir hayatın hayallerini kurmaktadır. Yağmurlu bir Londra sabahında Jenny’nin rutin hayatı “uygunsuz” bir aşık olan 30 yaşlarındaki David (Peter Sarsgaard)’in gelişyle alaşağı olur. Parlak bir öğrenci olan Jenny, Oxford’da okuma hakkı kazanmakla, karizmatik ve kendinden yaşça geçkin bir adamın çekici teklifi ve hayatı arasında gidip gelmektedir.
Poor Charlie Brown. He can't fly a kite, and he always loses in baseball. Having his faults projected onto a screen by Lucy doesn't help him much either. Against the sage advice and taunting of the girls in his class, he volunteers for the class spelling bee.
Sophie Birenbaum bir lise müzikalinde başrol oyuncusu olarak sahne almaya hazırlanır. Ancak yaşadığı evde, sahnedekinden çok daha çarpıcı bir dramayla yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Bir grup liseli genç ve ebeveynin, interneti, bir çok farklı şekilde ve oldukça yoğun kullanmasının, onların ilişkilerini, iletişimlerini, kişisel imajlarını ve aşk yaşamlarını nasıl da etkilediği ve değiştirdiği üzerine bir çalışma.
Georgia Nicolson 14 yaşında bir genç kızdır. Gürültücü aileye ve sinir bozucu bir kız kardeşe sahiptir. Okulun sarışın havalı kızlarına benzemez. Ergenliğin en bunalımlı günleri onun için zor geçmektedir.