İki çocuğunu yanına alıp, kendisine şiddet uygulayan kocasından kaçarak New York’a gelen Clara, tıpkı onun gibi zor zamanlardan geçen dört kişiyle tanışır: Sinir krizinin eşiğinde bir hemşire olan Alice, işlemediği bir suçla lekelenen Mark, avukatı John Peter, hayatta hiçbir amacı olmayan genç Jeff ve ailesinden kalan restoranı ayakta tutma mücadelesi veren, hayalperest Timofey. Görünüşte sıradan ama dünyaları apayrı insanların New York’ta karşılaşmalarının ve birbirlerine tutunmalarının hikayesi.
Camille, uyuyan eşine ve iki çocuğuna son kez bakarken bir mektup bırakıp bırakmaması gerektiğinden emin olamaz ve sonunda yollara düşer. Terk ettiği ailesiyle neredeyse doğaüstü bir bağlantısı olan Camille maceradan maceraya atıldıkça bu çaresiz yolculuğun katmanları yavaş yavaş ortaya çıkar.
South America, 1960. A lonely and grumpy Holocaust survivor convinces himself that his new neighbor is none other than Adolf Hitler. Not being taken seriously, he starts an independent investigation to prove his claim, but when the evidence still appears to be inconclusive, Polsky is forced to engage in a relationship with the enemy in order to obtain irrefutable proof.
A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.
Oğullarının intiharı sonrası geride kalan gizemli bir vasiyet ile cebelleşen eski karı-koca bir çifti beyazperdeye taşıyann yapım, Isabelle vve Gerard çiftinin uzun yıllara yayılan yaşanmışlıklar üzerinden ilerleyor. Filmin dramatik yapısı Ölüm Vadisi olarak adlandırılan mistik bir coğrafyada, yaşamın gerçekçiliği ve ölümün ruhaniliği arasında gelip gieliyor.
Fransa’nın güneyindeyiz… Yaz tatilinde kendi okulunun duvarlarını boyayan on dört yaşındaki Nour bir arya söylendiğini duyar ve opera sanatçısı Sarah ile böyle tanışır. Nour’un hem yeteneği hem de ailesinden dolayı müzik tutkusu vardır.