In order to find himself, "Me" (Jim Stark) must find the courage to journey into the wilderness of lost identity. Will he see himself there? And if he does, will it make a difference?
Genç bir kızın hayatı, Slumberland'ın rüya dünyasının gizli bir haritasını keşfetmesiyle bambaşka bir hal alır. Eksantrik bir kanun kaçağının yardımıyla genç kız, rahmetli babasını tekrar görebilme umuduyla rüyalar arasında dolaşıp kabuslardan kaçmaya çalışır.
Eleanor, soğuk savşın püfür püfür esmiş olduğu 1962'lerde, ABD topraklarında gönüllerince seyahat eden Amerikalı iki genç kızın öyküsünü ele almaktadır.
Cadılar Bayramı'nda, uyumsuz Cleo, bir bilim projesi ters gittiğinde güzel ve popüler ablası Molly'yi yanlışlıkla görünmez yapar. Sonuç olarak, Cleo, görünmezliği tersine çevirmeye çalışsa bile, okulda bir gün boyunca Molly'nin kimliğine bürünmeyi isteksizce kabul etmek zorundadır.
Serinin bu dördüncü filminde, Şrek ve Fiona'nın yaşamlarının nasıl değiştiğini ve gerçek mutluluğun ne anlama geldiğini keşfetmelerini konu alıyor. Şrek ve Fiona, bataklıklarında huzurlu bir hayat sürmekteler. Ancak, bir gün Şrek, her zaman hayalini kurduğu "sonsuz mutluk" gibi bir yaşam için bir dilek tutar. Dileği gerçekleşir, fakat bu durum her şeyin göründüğü kadar mükemmel olmadığını ortaya çıkarır. Şrek, dileği sonucunda kendini tamamen farklı bir dünyada bulur; burada her şey daha parlak ve pırıl pırıl görünmektedir, ama aynı zamanda da oldukça yanıltıcıdır. Bu yeni dünyada, Şrek ve Fiona, gerçek aşkın ve dostluğun değerini sorgulamak zorunda kalırlar.
Jack, ağzı çok iyi laf yapan herkesi ikna edebilen bir temsilcidir. Günün birinde Jack'in yaşadığı evin bahçesinde Bodhi ağacının çıkmasıyla Jack'in hayatı zindana döner. Jack'in her konuşmasında Bodhi ağacında bir yaprak eksilir ağaçta son yaprağın düşmesi demek hem Jack'in hem Bodhi ağacının yok olması demektir. Jack, artık konuşmayı bırakıp insanlarla iletişim kurabileceği bir yol aramak zorundadır.