Zengin ve yakışıklı işadamı Edward etrafındaki kadınlardan ve hayatının tekdüzeliğinden çok sıkıldığı bir anda New York caddelerinde güzel Vivian ile tanışır. Beraber geçirdikleri büyülü bir geceden sonra aralarında bir anlaşma yaparlar. Bir hafta boyunca sevgili olacaklar ama bu haftanın sonunda herkes yoluna devam edecektir. Vivian geceleri tekrar yol kenarlarına, Edward da elit yaşamına...En lüks otellerde kalıp, zengin kıyafetler ile bambaşka bir hafta geçiren Vivian gönlünü kaptırmaya başladığı anda Edward’ dan uzaklaşmaya karar verir. Zira hayat standartlarının farklılığının duyguların önüne geçeceğinden şüphesi yoktur. Fakat aşkın gücü onların bu rüya gibi bir haftalarını gerçek hayatla birleştirir. Ortada ne standart ne de bir fark kalır...
1960 'lı yıllarda Avustralya 'nın ücra köşelerinden birinde bulunan bir Katolik yetimhanesinde yaşayan dört çocuğa Güney Avustralya sahilllerinden birinde tatil yapma şansı doğar.Bu çocuklara 'Aralık Çocukları' adı takılmıştır,çünkü dördü de yetimhaneye bu ayda gelmişler ve doğum günlerini de bu ayda kutlamaktadırlar.Geldikleri tatil beldesinde,çocuksuz çiftlerden birinin evlat edinmek üzere çocuk aradıkları söylentisi dolaşmaktadır.Gerçek bir aileye kavuşma umudu içerisindeki çocuklar bu çifte kendilerini beğendirebilmek için bir rekabet içine girerlerken, arkadaşlıkları da yeni bir sınavdan geçecektir.
İki ahbapçavuş, kullandıkları bir tür uyuşturucu sayesinde zekalarını geçici olarak yükseltmeyi başarırlar. Bu otun etkisindeyken gösterdikleri performans sonucu Harvard üniversitesine girerler. Ancak otun etkileri kaybolduktan sonra düşük zeka seviyeleriyle başbaşa kalırlar..
Polly Parrish, a clerk at Merlin's Department Store, is mistakenly presumed to be the mother of a foundling. Outraged at Polly's unmotherly conduct, David Merlin becomes determined to keep the single woman and "her" baby together.
A series of loosely connected skits that spoof news programs, commercials, porno films, kung-fu films, disaster films, blaxploitation films, spy films, mafia films, and the fear that somebody is watching you on the other side of the TV.