Garrard Conley’in aynı adlı otobiyografik kitabından uyarlanan film, ABD’nin Arkansas kasabasında görevli bir papazın oğlu olan ve tıpkı babası gibi dindar olarak yetiştirilen Jared Eamons’ın (Lucas Hedges) 19 yaşında gay olduğunu itiraf etmesi üzerine ailesinin yoğun baskıları sonucunda zorla bir “eşcinsel dönüşüm terapisi”ne gönderilmesini ve orada yaşadığı dramatik olayları konu alıyor.
Tony D'Amato'nun antrenörü olduğu takımın yıldızlarından olan Cap Rooney, bir gün bir maç sırasında maruz kaldığı bir faul sonucu ağır derecede sakatlanıp spor yaşantısı bitince takım, çok önemli kozlarından birini kaybetmiş olur. Onun yerini tutması düşüncesiyle takıma alınan Willie Beaman, hırçınlıkları ve yaşadığı talihsizlikler nedeni ile kariyerini, bir türlü üst seviyelere taşıyamamıştır. Eline geçen bu fırsatın, son şansı olduğunun bilincinde olan Willie, arka arkaya başarılar elde edince hem takım için hem antrenör Tony için işler biraz olsun yoluna girmeye başlar. Emektar Tony için de yaşanan bu olaylar, kendisini sorgulamasını sağlayacaktır.
Paul, a 20 year old midwesterner, arrives at the central bus station and quickly catches eyes with Wye, a 22 year old girl voguing on the sidewalk. After Paul seeks her out in secret, an intense love between them blossoms. But when Paul discovers Wye is trans, he is forced to confront his own identity and what it means to belong.
Franky Winter (Josh Wiggins) ve Ballas Kohl (Darren Mann) çocukluklarından beri en iyi arkadaştırlar ve birbirlerinden hiç ayrılmazlar. Lise yüzme takımının yıldızları, yakışıklı ve kızlar arasında oldukça popülerdirler. Franky'nin destansı 17. doğum günü partisinin gecesine kadar. Alkolün de etkisiyle yaşadıkları beklenmedik olay bütün hayatlarını değiştirecektir. Arkadaşlık, kendini keşfetme, sevginin gücü ile ilgili yürekten ve samimi bir büyüme hikayesi.
15 yaşındaki Tyson ilk kez devlet okuluna gittiğinde hayatı sonsuza dek değişir. Tyson, şampiyon maraton koşucusu Aklilu ile arkadaş olur. Otizminin kendisini engellemesine asla izin vermeyen Tyson, babasının onayını kazanma umuduyla ilk maratonunu koşmaya kararlıdır. Beklenmedik bir arkadaşının ve ebeveynlerinin yardımıyla; kendine olan inancı ve ilk adımı atma cesareti ile her şeyin mümkün olduğunu öğrenir.
Eşinden boşandıktan sonra içindeki duyguları daha fazla bastıramayan eyalet avukatı Paul, bir gece gay bara gider. Burada dans ederek şarkı söyleyen Rudy ile tanışır. Rudy'nin fuhuş yaparak geçinen komşusu tutuklanınca, down sendromlu oğlu Marco'ya birkaç günlüğüne Rudy bakar. Başlarda acıma duygusu ile gelişen olay, sonrasında kuvvetli bir bağa dönüşür ve Rudy, Marco'yu sosyal hizmetlere vermek istemez. Rudy ve Paul'un tek gecelik ilişkileri, Rudy'nin Marco'yu evlatlık edinme süreci ve Paul'un ona bu konuda yardım etmek istemesiyle birlikte ayrı bir boyut kazanır. Fakat 1970'li yılların ön yargılı toplumu ve yargı sistemine karşı savaş açan Paul ve Rudy'yi sıkıntılı bir süreç beklemektedir.