Fr. Hugh O'Flaherty is a Vatican official in 1943-45 who has been hiding downed pilots, escaped prisoners of war, and Italian resistance families. His activities become so large that the Nazis decide to assassinate him the next time he leaves the Vatican.
The Courier, tarihin en büyük uluslararası çatışmalarından birine katılan mütevazi bir İngiliz işadamı olan Greville Wynne'nin (Cumberbatch) gerçek hikayesine dayanıyor. İngiltere'nin MI-6 ve bir CIA operasyonunun (Brosnahan) emriyle, nükleer bir çatışmayı önlemek ve Küba'yı etkisiz hale getirmek için gerekli önemli istihbaratı sağlamak amacıyla Sovyet subayı Oleg Penkovsky (Ninidze) ile gizli ve tehlikeli bir ortaklık kuruyor.
1950'lerde Amerika'da siyahi bir kadın olan Henrietta Lacks'e kanser teşhisi konur. Kendisinden habersiz alınan ve üzerinde araştırma yapılan kanser hücrelerinin ölümsüz olduğu farkedilir. Henrietta Lacks hücreleriyle bilim ve tıp dünyasına ışık tuttuğundan habersiz bir şekilde hayatını kaybeder...
Bir zamanlar hizmet verdiği İspanyol hükümetinin ihanetine uğrayan eski gizli ajan, yozlaşmış bir kamu görevlisinin zimmetine geçirdiği milyonları çalma planı yapar.
1939 yılında, Nazi Almanya’sının tehlike sinyalleri verdiği dönemde, Almanya’nın zengin ailelerinin Nasyonal Sosyalist partiye uygun eğitim görmeleri için kızlarını İngiltere’nin bir sahil kasabasında, dil eğitimleri için okula yazdırırlar. Okuldaki öğretmenlerden biri, hem Almanya’daki Nazi gücünün yükselişinin ardındaki tehlikeyi sezmekte ve olacakları az çok tahmin etmektedir. Bu nedenle, okulda ve ülkesinde bu tehlikeyi insanları anlatmak için çalışmalar başlatır. Her ne kadar başarılı olduğunu düşünse de, çevresindeki ve okulun üst yöneticileri, asıl problemin kendisi olduğunu düşünmeye başlamaktadır. Artık, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasına çok kısa bir süre kalmıştır ve casusluk ve vatana ihanet komploları arasında kalan öğretmen, tehlikenin gerçek olduğuna insanları ve yetkilileri inandırmaya çalışmaktadır.
1961 yılında Yahudi ajanlar tarafından yakalanan Nazi Adolf Eichmann duruşmaya çıkarılmak üzereyken, Amerikan yapımcı Milton Fruchtman, duruşmanın televizyonda yayınlanması gerektiğini düşünür ve bunun üzerine Eichmann Yayını (The Eichmann Show) olarak adlandırdığı programa başlar. Bir düzine tehdit alan Fruchtman, programı kararlılıkla devam ettirecek ve Nazilerin iç yüzünü bir kaç ülkede yayınlanan programla seyirciye sunacaktır. Eichmann Şov, ilk küresel televizyon belgesellerinden biri olacaktır.