Diagnosed with dementia, Yuriko's mind quickly begins to fade. Yet, for her son Izumi, the memories of his mother feel as vivid as when he lived them. One in particular, when he believed she had disappeared, haunts him terribly.
Alice Howland, Columbia Üniversitesi'nde ünlü bir dilbilim profesörüdür. Bir gün doktor muayenesinde kendisine Alzheimer'ın başlangıç evresinde olduğu teşhisi konur. Alice'in hayatı artık eskisi gibi olmayacaktır. Geçirdiği hastalık, eşi ve üç çocuğuyla birlikte sürdüğü hayata yeni bir gözle bakmasını sağlayacaktır. İnsan ilişkilerini sorgularken öte yandan da en genç kızıyla olan ilişkisiyle de onu yeniden kazanmak için mücadele verir. Alice, uzmanlaştığı bölüm gereği hayatı boyunca yeni şeyler öğrenmektedir ve bu yüzden hastalığını başta kabullenmek istemez. Manhattan sokaklarında kayboluşuyla durumu kavramaya başlayan Alice, zamanla Alzheimer'la mücadele etmenin yollarını arayacaktır.
Pulitzer Ödülü sahibi bir yazar olan Jake Davis, eşinin ölümünün ardından yaşadığı psikiyatrik sorunlarun ciddileşmesi üzerine 5 yaşındaki kızı Katie'yi bir tanıdığına bırakmak zorunda kalır. Bu olayın üzerinden 25 yıl geçtiği halde hala olayın üzerindeki etkilerini atlatamamış 30 yaşındaki yetişkin Katie ise aynı şehirde kendi sorunlarıyla başbaşadır.
Hafızası ile ilgili sorunlar yaşayan yaşlı Zev’in acıklı hikayesini anlatan film bir dramı temel alıyor. Zev, 70 yıl önce Amerika’da sahte bir kimlikle yaşayan Nazi bekçisinin, ailesini katlettiğini keşfediyor. Tüm zorluklara rağmen Zev, bakım evindeki yaşlı arkadaşı Max’in de yardımıyla çok gecikmiş olan adaletin sağlanmasını görev ediniyor. Bu olayları ise şaşırtıcı tesadüflerle dolu kıtalararası bir yolculuk takip ediyor. Zira Zev bu süreçte en büyük düşmanının kendi hasarlı hafızası olduğunu öğreniyor.
Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen film, “kaybeden” baba, yeni bir hayat kurmaya niyetlenen sorumluluk sahibi anne ve arada kalmış küçük oğullarını, bir fırtınada, babaannenin evinde bir araya getiriyor.
Kore-eda'nın Hana'dan sonra çektiği son filmi, bir yaz günü düğümlenen, neşeyle hüznün ustaca dengelendiği bir aile dramı. Artık yaşı kemale eren bir çiftin oğluyla kızı çocuklarını ve eşlerini de yanlarına alıp aile ocağına gelirler. Ailenin en büyük oğlunun ölüm yıldönümüdür. Her ailede olduğu gibi, dargınlıklar ve sırlar yüzünden araları açılan aile üyeleri arasında halen bir sevgi bağı vardır. Ozu'nun başyapıtı Tokyo Hikâyesi'ni hatırlatan Bitmeyen Yürüyüş, aile bağlarının kıymetli olduğu kadar sinir bozucu da olabileceğini gözler önüne seriyor.