Her şey, Paris'in dışında harap bir barda başlar. Sıradan bir adam, kazanan bir piyango bileti olduğunu fark eder ancak kısa süre sonra üstü hızla örtülmesi gereken bir suçta vurularak öldürülür.
Olaylar, bir kadının kendi evinde bıçaklanarak öldürülmesiyle başlar. Evde kadının kanıyla yazılmış, bahçıvanını işaret eden “Ömer beni öldürmek…” şeklinde bir not da bulunur. Ömer, işleri kolaylaştıran bir şüpheli; eğitimsiz, cahil ve mahkemede kendini savunamayan bir Faslı göçmen…
Julien and Marie have enjoyed 15 years of seemingly stable marriage until Anaëlle, Julien’s childhood flame, returns. Her sudden presence awakens old insecurities in Marie, who begins to doubt Julien’s devotion and question her self-worth. Amid this emotional storm, Marie is drawn to Thomas, a charismatic stranger who offers her the validation she craves.
Judith leads a double life between Switzerland and France. On the one hand Abdel, with whom she is raising a little girl, on the other Melvil with whom she has two older boys. Little by little, this fragile balance, made up of lies, secrets and back and forth, cracks dangerously. Trapped, Judith chooses to head forward, at the risk of losing everything.