Ünlü psikolog Susanne (Signe Egholm Olsen), yeni danışanının (Anton Hjejle) aranan bir seri katil olduğu ortaya çıkınca kendisini bir kabusun içinde bulur.
Dedektifler Jake ve Mary, bir taklitçi katilin saldırması üzerine Sanatçı adlı hapsedilmiş bir seri katilden yardım isterler. Mary, Sanatçı'nın parlak ama çarpık ruhunda ipuçları ararken o ve Jake, şeytani bir kedi ve fare oyununun tuzağına düşer. Bu süreçte ikisi, Sanatçı ve onun taklitçisinden bir adım önde olmak için zamana karşı yarışır.
Evan values family above all else, and anyone who gets between him, his wife, and newborn son learns that the hard way. But when it comes to violent tendencies, it seems the apple doesn’t fall far from the tree.
Bir gece evine dönerken sokakta bir cinayete şahit olan Anna, dehşet içinde kaçmaya çalışırken katil tarafından saldırıya uğrar. Gözlerini hastanede açan Anna, şoku atlatmaya çalışırken çevresindeki insanları tanıyamadığını fark eder. Yüz körlüğü olarak da bilinen prosopagnozi hastalığına yakalanmıştır. Baktığı bütün yüzler sürekli değişmektedir, artık erkek arkadaşı dahil kimseyi tanımamaya başlayan Anna için günlük hayat tam bir kaosa dönüşmüştür. Geride tanık bırakmak istemeyen seri katil ise bu sırada çoktan Anna'nın peşine düşmüştür.
Boşanma sürecinde yazarlık kariyeri de çıkmaza giren bir adam, emekli bir seri katille beklenmedik bir dostluk kurar. Bu tuhaf ilişki, adamın hayatını ve yazarlığını tamamen değiştirir. Seri katil, gündüzleri onun evlilik sorunlarına akıl hocalığı yaparken, geceleri ise yazarın yeni kitabındaki cinayet sahneleri için ilham kaynağı olur.