The warmhearted story of Polish immigrant and mathematician Stan Ulam, who moved to the U.S. in the 1930s. Stan deals with the difficult losses of family and friends all while helping to create the hydrogen bomb and the first computer.
Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.
Uyarlanması en zor yazarlardan biri olarak bilinen Franz Kafka bu filmde Soderbergh'in usta yorumuyla unutulmaz bir film karakteri olarak çıkıyor karşımıza. Olaylar 1919 yılında Prag'da geçiyor. Jeremy Irons'un kusursuz canlandırdığı Kafka gündüzleri büyük bir sigorta şirketinin kasvetli ofisinde çalışmaktadır, geceleri de hamamböceğine dönüşen bir adam hakkında hikâyeler yazmaktadır. Bir gün Kafka'nın yakın arkadaşı öldürülür ve şüpheler üzerinde toplanır. Çekingen ve ürkek biri gibi duran Kafka harekete geçer ve arkadaşının sevgilisi Gabriela'ya ulaşarak olayı araştırmaya başlar. Bu noktada film memur ajanların ve anarşistlerin kıyasıya kapıştığı, işkence şatolarının yükseldiği, ürkütücü 'kafkaesk' bir dünyaya kapı açar.
İkinci Dünya Savaşı'nda görev yapan bir psikiyatrist, Nürnberg davalarından önce Nazi liderlerini değerlendirirken, Hermann Göring ile rahatsız edici bir bağ kurdukça kötülüğü anlama konusunda giderek daha fazla saplantılı hale gelir.