Michelle Payne, Melbourne Cup'ı kazanan ilk kadın jokeydir. Başarıya giden bu yol, azimli çabaların bir sonucudur. Kararlılığı ve inancı, onu büyük bir zaferle tarih yazmaya itmiştir.
Evsiz bir jokey, bir milyoner, bir kovboy ve seabiscuit adında bir at... kendilerinin ve ülkedeki herkese ilham kaynağı olan bir yarış atının gerçek öyküsünü anlatıyor... 1920'lerde efsaneye dönüşen sıradışı bir drama... seabiscuit sizi hayatınızın yarışına götürecek...
At yarışlarıyla ilgili hiçbir bilgisi olmayan ev hanımı Penny Chenery (Diane Lane)’nin sahip olduğu yarış atı Secretariat’ın, 1973 yılında üç kez üst üste şampiyon olmasını konu alan filmde, John Malkovich emekli at yetiştiricisi Lucien Laurin rolünde. Tamamen gerçek bir öyküden uyarlanan film, erkek egemen at yarışı sektöründe, bir kadının başarı öyküsünü ve 25 yıldır kırılamayan rekoru anlatıyor.
Bir uçak kazası, Huntington'ın Batı Virginia kasabasını vurur, daha çok da Marshall Üniversitesini. Büyük uçak kazasında tüm futbol takımını ve teknik ekibini kaybeden Marsall Üniversitesi'ne Jack Lengyel gelir ve kimsenin istemediği o işi üstlenerek takımı yeniden toparlar.
Ben Crane, yara almış olan yarış atlarının bir şans daha hak ettiklerine inanmaktadır. Kızı Cale ile birlikte bir atın bakımını üstlenerek önceki sahibi tarafından kurban edilmesine engel olurlar. Söz konusu kısrağın çiftliğe gelmesi aslında baba ve kızı için yitirmiş oldukları aile bağlarını yeniden inşa etmek için büyük bir fırsattır. Bacağı kırık kısrak Sonya, belki de yarış pistine dönmek için bir şansa daha sahip olabilir. Elbette Cale, Ben ve babasının çabaları ile gerçek anlamda mucizeler bile yaratılabilir.
Joe Green, kısa bir süre önce ailesini kaybeden genç bir kızdır. Ailesinin yokluğu ile baş etmeye çalışan Green, Long Island'daki bir at ve hayvan çiftliğinde yaşayan dayısının yanına gönderilir. Yeni yaşamına uyum sağlamaya çalışan genç kız, burada bulunan Black Beauty adındaki ailesinden uzaklaştırılmış vahşi bir at ile farklı bir bağ kurar.