Ormanda yaşayan küçük bir canlıyla görkemli bir kuşun bedenleri aniden yer değiştirir ve böylece hayatlarının en çılgın macerasından sağ çıkabilmek için birlik olmaları gerekir.
Disney animasyonları arasında muhtemelen en sevileni, Rudyard Kipling’in yazdığı, vahşi ormanlarda kurtlarca yetiştirilmiş bir oğlan çocuğunun hikâyesini anlatan Orman Çocuğu’dur. Zoltan Korda (1942) ve Stephen Sommers’in (1994), çocuğun uygarlığa geri döndükten sonraki deneyimlerini anlatan canlı-aksiyon versiyonlarından farklı olarak bu çizgi film, Mowgli’nin vahşi hayattaki son gününü anlatır. Zira acımasız Kaplan Shere Khan’ın geri döndüğü orman, kahramanımız için güvenli olmaktan çıkar. Mowgli önce kararsız kalır, sonra da aynı Pinokyo gibi, yolunu şaşırır ve Kaa’yla (yılan) Kral Louie’nin (maymun) elinden, ancak dostları Bagheera (bir panter) ve Baloo (ayı) sayesinde kurtulur.
Kendilerine yeni bir yuva arayan Çiykinley ailesinin yolu Kokuşuk Köy'e düşer. Bir zamanlar çok mutlu ve huzurlu olan Kokuşuk Köy'ün en büyük sorunu ise gittikçe büyüyen ve tüm köyü kokutan devasa çöp yığınıdır. Bu koca ve kokulu soruna gizlice deneyler yaparak çözüm bulmaya çalışan dahi Profesör ile küçük kafadarlar Max ve Lotta, çılgın bir icat üzerine çalışmaktadır. Çiykinley, Kokuşuk Köy'ün çöplerine iniş yapar yapmaz, buraya ait olduklarını bilirler çünkü en büyük özellikleri çöple beslenmeleridir! Kokuşuk Köy feraha, Çiykinley ise aradığı eve kavuştu derken, çöp arazisine göz dikmiş Bay Çekiç, sorunu çözmek yerine yeni çöp dağları yaratacak sinsi bir inşaat projesi peşindedir. Planları ortaya çıkarıp köyü kurtarma görevi ise Çiykin çocuklar ile yeni arkadaşları Max ve Lotta'ya düşer.
Genç ve çok haylaz olan Kerry yanlış tuttuğu dileği ile sadece memleketi Sanctuary City'nin tamamını dondurmakla kalmaz, aynı zamanda orada yaşayan tüm hayvanların hayatını tehdit eder ancak Hayaller Şehri sonsuza kadar yok olmadan önce, dileğinin sonuçlarını geri almak ,tüm hayvanları ve şehrini kurtarmak için zorlu bir maceraya atılır.
Film, köpeklerin “köpek gribi” nedeniyle çok uzaklarda isimsiz bir adada karantina altına alındıkları distropik geleceğin Japonya’sında geçiyor. Bu adanın yerlileri olan beş köpek – Chief, Rex, Boss, Duke ve King– izole olmuş bir hayatta yalnızlıklarından bezmişlerdir. Ta ki Atari Kobayashi adında bir çocuk kaybolan köpeği Spots’u aramak için adaya gelene kadar… Atari köpeğini bulmaya çalışırken bu beş köpekten yardım isteyecek ve onlar da Atari’yi onu almaya gelen Japon yetkililerden koruyacaklardır. Yönetmen Wes Anderson, filmi çekerken Akira Kurosawa’dan ilham aldığını açıklamıştır.
Van, the brave son of a tooth fairy leader, meets the goblins girl Gemma on his first mission. Despite the myths about ancient disputes between fairies and goblins, they share common values. When the greedy Spider Queen threatens both tribes, they must work together.