It’s 1968. Jacob, a student in Czechoslovakia, pays an unannounced visit to his family in Poland. The seemingly idyllic atmosphere of seeing each other after a long time is gradually disturbed by the real reason for Jacob’s visit.
Polonyalı albay Ryszard Kukliński önemli devlet sırlarına vakıf bir subaydır. Bu sayede Amerika'nın Sovyetler'e düzenlemeyi planladığı nükleer saldırının Polonya topraklarını etkileyeceğini öğrenir. Bunu önlemek için CIA'ya bilgi sızdırmaya başlar, bu hareketi hem kendisinin hem de ailesinin hayatını büyük tehlike altına atacaktır.
Avrupa'da birçok yeni evli çift, arkasında hep aynı izi bırakan cinayetlerle karşı karşıya kalıyordur. Kanon'un kızı da balayı sırasında öldürülmüştür. Kanon da İskandinav bir gazetecinin yardımı ile olayı çözmeye çalışacaktır.
Birbirine tamamen zıt karakterdeki iki kuzen; David ve Benji… İkili, büyükannelerini anmak için Polonya’ya uzanan bir seyahate çıkacaklardır. Ancak bu macera, eski tatsızlıkların, aile geçmişinin gölgesinde yeniden gün yüzüne çıkmasıyla beklenmedik bir hal alacaktır.
Yaralı bir kurt köpeği bulan Ryann, onu evcil bir hayvan gibi beslemek ister. Köpeğin sonunda mutlaka vahşi doğaya dönmesi gerektiğini bilen dedesi ise, Ryann'ı ikna edebilmek için ona her gece Jack London'ın Vahşetin Çağrısı kitabını okumaya başlar.
The Courier, tarihin en büyük uluslararası çatışmalarından birine katılan mütevazi bir İngiliz işadamı olan Greville Wynne'nin (Cumberbatch) gerçek hikayesine dayanıyor. İngiltere'nin MI-6 ve bir CIA operasyonunun (Brosnahan) emriyle, nükleer bir çatışmayı önlemek ve Küba'yı etkisiz hale getirmek için gerekli önemli istihbaratı sağlamak amacıyla Sovyet subayı Oleg Penkovsky (Ninidze) ile gizli ve tehlikeli bir ortaklık kuruyor.