A 12-year-old boy manages to flee a Communist concentration camp on his own, through sheer will and determination. All he has in his possession is a loaf of bread, a letter to deliver to someone in Denmark, and a compass to help get him there.
“Görünmez insanların gölgelerini görüyorum” diyerek dertlenen Edward, Britanya İmparatorluğu namına çalışan bir memurdur. Yıl 1917, Birmanya’nın başkenti Rangun’dayız. Evlenmemek için yıllardır nişanlısı Molly’den kıtalarca uzak durmayı beceren Edward, Molly Rangun’a geldiği gün onu terk eder ve Güneydoğu Asya’da diyar diyar, amaçsızca gezeceği Büyük Yolculuk’a başlar; ne var ki ilk günlerdeki paniği yerini giderek melankoliye bırakır. Bu çaresiz kaçışla eğlenen, evlenmeye kararlı Molly, zayıf Edward’ın peşini bırakmaz. Hınzırlığını hiç kenara bırakmayan, çarpıcı görselliğinden hiç ödün vermeyen Büyük Yolculuk buluntu bir egzotik belgeseli çağrıştırıyor. Emperyalizm, modernite ve hareketlilik üzerine özgün bir eleştiri sunan Büyük Yolculuk tarihi olay örgüsüne modern öğeler serpiştirerek mekân ve zamanı da kendince büküyor. Büyük Yolculuk, 2012’de Tabu ile büyük ses getiren Portekizli ünlü yönetmen Miguel Gomes’in altıncı uzun metrajlı filmi ve Portekiz’in Oscar adayı.
Inspired by true and harrowing events, an ordinary man finds his world suddenly torn apart as devastating wildfires rip through the surrounding countryside. With precious moments ticking by, he must flee with his son and pregnant wife if they have any hope of surviving the rapid forces of mother nature.
In search of a lifeline for his struggling off road racing team, a man takes on a young car thief looking for a second chance, but as their worlds collide, they must struggle to forge a successful alliance.