Birbirinden uzak iki hayatın kesişmesiyle sapkın bir tek gecelik ilişkinin, bir seri katilin kanlı cinayetler zincirine dönüşmesiyle her şey beklenmedik bir biçimde şekilleniyor.
Pizza dağıtıcısı Victor, birkaç gün önce tanıştığı Elena'yla ateşli bir tartışma yapıyor. Çünkü Elena, Victor'la tanıştığında sarhoştur ve ayıldıktan sonra Victor'u istemediğini söylemiştir. Bu tartışma sırasında çıkan seslerden dolayı iki polis memuru sahneye giriyor ve kazara bir silah patlıyor… 4 yıl sonra genç olan polis David (Javier Bardem) tekerlekli sandalyede basketbol yıldızı oluyor ve Elena'yla evleniyor. "Nasıl oluyor da oluyor?" diye merak ediyorsanız "Çıplak Ten" tam size göre… Çılgın İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın 1997 tarihli filmi…
Sekiz yaşındaki Tim ve annesi Sarah sinemadan eve dönerken Bob isminde psikopat bir taksi şoförü tarafından kaçırılır. Bu Tim ve annesinin beraber son yolculukları olacaktır. Bob, çocuğun annesini öldürür ve Tim’i tutsak alır. Cinayetlerine devam eden Bob, her cinayet sonrası etrafı küçük Tim’e temizlettirir. Birkaç başarısız kaçma girişiminden sonra Tim’i sadece evin içerisinde gezinebileceği uzunlukta bir zincire bağlar. Tim’in ismi artık Rabbit olmuştur. Seneler geçtikçe Bob Rabbit’e anatomi ve insan davranışları dersi vermeye başlar. Ergenliğe girdikten sonra Bob tarafından kendi cinayet serisine başlamak için baskı gören Rabbit’in önünde iki yol vardır: ya Bob’un ayak izlerini takip edip bir seri katil olacaktır ya da son bir kez özgürlüğe kaçmayı deneyecektir.
Cinsel yönden düş kırıklığına uğramış bir eş ve anne olan Kate Miller, onu tatmin etmeyen erotik yaşamından yakınmak üzere, muayenesi Manhattan'da bulunan pek revaçtaki psikiyatrı Dr. Robert Elliott'ı ziyaret eder. Bir yabancıyla tatmin edici bir cinsel ilişki içinde geçirdiği öğleden sonranın ardından Kate, adamın binasının asansöründe usturalı sarışın bir kadın tarafından öldürülür. Katili şöyle bir gören sarışın fahişe Liz, hem baş zanlı, hem de katilin yeni hedefi haline gelir.
Paul Kersey (Charles Bronson), Los Angeles'a taşındıktan sonra sakin bir hayat sürmeye çalışmaktadır. Ancak, geçmişin gölgesi onu bir kez daha bulur. Evine giren bir grup suçlu, Paul'un kızını öldürür ve ev arkadaşına tecavüz eder. Bu trajedi, Paul'u bir kez daha adaleti kendi elleriyle sağlamaya iteler. Polisin suçluları yakalamakta yetersiz kalması üzerine, Paul Kersey silahlarını kuşanır ve Los Angeles'ın tehlikeli sokaklarında suçlulara karşı acımasız bir savaş başlatır. Her bir suçlu, Paul'un intikam listesinde yerini alır ve Paul, adaleti sağlamak için her türlü riski göze alır.