Steven Spielberg'in kendi çocukluğundan izler taşıyan bu film, II. Dünya Savaşı sonrasında, Arizona'da mütevazı bir ailede büyüyen Sammy Fabelman'ın, sinemanın büyüsüyle aile içerisinde yaşanan gelgitlerin üstesinden gelmeye çalışmasını konu ediniyor.
En son Before Midnight filmiyle izleyici karşısına çıkan Richard Linklater'ın senaryosunu yazıp yönettiği film, çıkış noktası olarak yakın zamanda boşanmış bir çiftin, Mason ve Olivia'nın hikayesine odaklanıyor. Sahip oldukları tek çocukları ise artık anne ve babasının bir arada yaşamadığı gerçeğine alışmak ve bu yabancı düzen içerisinde yaşamayı öğrenmek zorunda. Çocuğun 6 yaşında başlayan bu yeni tecrübesini 12 yıl boyunca sürecek olan bir büyüme evresine yayan yönetmen, bu süreç boyunca yaşananları beyaz perdeye aktarıyor.
Babasının ölümünden sonra Daniel annesi ile Newark'tan New Jersey'e taşınmıştır. Kaldıkları yerde kibar Okinawalı Bay Miagi ile tanışacaktır. Okuldan yeni arkadaşı Ali Mills ile kumsalda gezerken onun eski erkek arkadaşı ve Cobra karate okulunun en iyi öğrencisi Johnny ile başını belaya sokar. Bu çekişme ile süregelen olaylar sonucunda bir gün Daniel Johnny ve onun karate okulu arkadaşları tarafından dövülürken Bay Miagi'nin onu kurtarmasına kadar giden bir süreci başlatır. Miagi ilk sefer Daniel'ın onun sensei olması isteğini reddedecektir. Fakat Johnny ve arkadaşlarının intikam isteği üzerine onun hocası olmayı kabul eder.
Franky Winter (Josh Wiggins) ve Ballas Kohl (Darren Mann) çocukluklarından beri en iyi arkadaştırlar ve birbirlerinden hiç ayrılmazlar. Lise yüzme takımının yıldızları, yakışıklı ve kızlar arasında oldukça popülerdirler. Franky'nin destansı 17. doğum günü partisinin gecesine kadar. Alkolün de etkisiyle yaşadıkları beklenmedik olay bütün hayatlarını değiştirecektir. Arkadaşlık, kendini keşfetme, sevginin gücü ile ilgili yürekten ve samimi bir büyüme hikayesi.
A man living in the towering shadow of his aging father finds it difficult to start a new chapter in his life by marrying his girlfriend and moving to California.
James Mason (aynı zamanda filmin yapımcısıdır), para ve yaş konusunda sıkıntılarla kuşatılmış bir küçük şehir öğretmeni olarak mükemmel bir oyunculuk sergiler. Doktorların verdiği kortizonu kullanan öğretmen, ilaçların sağladığı kendini iyi hissetme duygusuna bağımlı hale gelir. Bu durum onu, karısına, oğluna ve etrafındaki herkese karşı kötü davranan huysuz bir nevrotiğe, megaloman bir zorbaya dönüştürür, ilaç, sadece onun kendisine ve içinde sıkışıp kaldığı boğucu dünyaya yönelik nefretini ateşleyen bir katalizördür elbette. Hatta umutsuzluğu öyle derinlere iner ki sonunda oğlunu, insanlığın yozlaşmışlığından kurtarmak için öldürmesi gerektiğine karar verir ve karısı (Barbara Rush) ona İbrahim peygamberin oğlu İshak’ı öldürmesini Tanrı'nın engellediğini hatırlatınca, Mason basit bir yanıt verir: "Tanrı hata yapmış."