Joy, sıkıntılı bir hayat yaşayan bir kadındır. Hayatını mahveden Joy, yeni doğan bebeğini en iyi arkadaşına emanet etmeye karar verir. Çok geçmeden yolu arsız bir sokak çocuğuyla kesişir ve ikisi birlikte ülkeyi dolaşmaya başlar.
20 yaşındaki Sharon ailesine hamile olduğunu açıklar ancak bebeğin babasının kim olduğunu söylemeyi reddeder. Aile kavramına sıkı sıkıya bağlı olan bu İrlandalı aile, mevcut durumla başa çıkmak için mücadele eder.
Bekâr anne Flora, ergenlik çağındaki asi oğlu Max’le nasıl başa çıkacağını bilemez. Onu beladan uzak tutma çabalarının sonuçları, hırpalanmış bir akustik gitar, tükenmiş bir Los Angeles müzisyeni ve bu yıpranmış Dublin ailesi için uyum olur.
Oscar ve John aynı markette çalışan ve aynı evi paylaşan iki arkadaştır. Tüm zamanları bir arada geçmesine rağmen hayatları birbirinden oIdukça farklı devam etmektedir. John'un güzel bir sevgilisi, dolayısıyla da düzenli bir ilişkisi varken Oscar yıllardır kendine uygun bir kadın aramaktadır. Hatta uygun olması bile gerekmez, herhangi bir kadın zaten uygun olacaktır. Oscar'ın az da olsa kıskandığı bu harika hayatı John durup dururken altüst eder. Sevgilisinin kendisine ne kadar bağlı olduğunu sınamak isteyen genç adam, kıza ayrılmayı teklif eder. Ancak John'un yaptığı plan geri teper. Hayalleri yıkılan genç kız çok kısa bir zamanda kendisinden yaşça oldukça büyük olan evli bir sevgili edinir. Bu ayrılık ve yeni başlayan ilişki sadece onların değil, çevrede yaşayan tanıdık tanımadık tüm insanların hayatlarını da altüst edecektir. Buna şehrin en azılı hırsızından tutun da, basit bir otobüs şoförüne kadar herkes dahildir.
Aviva is thirteen, awkward and sensitive. Her mother Joyce is warm and loving, as is her father, Steve, a regular guy who does have a fierce temper from time to time. The film revolves around her family, friends and neighbors.
Özgürlük hareketlerinin kasıp kavurduğu 1970'lerde, Patrick 'Kitten' Braden isimli bir gencin büyüleyici ve dokunaklı öyküsü Plüton'da Kahvaltı. Patrick, daha ufacık bir bebekken ailesi tarafından terk edilmiş ve Peder Bernard'ın kapısına bırakılmıştır. Daha henüz büyüme sancıları çektiği ufak yaşlarında bile kendi farklılığının bilincindedir ve bütün tepkilere ve baskılara rağmen değişmeyi reddeder. Yıllar geçip de kendi başına hareket edebileceğinin bilincine varır varmaz, Londra'ya gidip annesini aramaya karar verir. Bu yolculuk, onu hem kendisi ile ilgili hem de bilmediği bambaşka dünyalarla ilgili yenilikleri keşfetmesini sağlayacaktır.