Pilot olan Jim ailesiyle beraber kendi uçaklarıyla tatilden dönerken FBI havaalanını basıp uçakta milyonlarca dolarlık kokain bulur. Jim bu illegal yükü ailesini geçindirmek için taşıdığı ve ticaret yanına bakmadığı için FBI, asıl kaynağı yakalamak için onunla işbirliği yapar. FBI’ın gözlemi altında Jim ve ailesi hayatlarına devam ederken yanlarındaki eve 70’li yılların en popüler arabalarından olan Pontiac GTO’nun tasarımcısı John DeLorean taşınır. Kendi adı altında tutku projesini gerçekleştirmek için yatırım arayan John, DeLorean marka arabasını üretmek için fabrikayı kurmayı başarsa da milyonlarca dolar borca batar. Uyuşturucu şebekesini ortaya çıkarmak için FBI ile çalışan Jim’in aklına harika bir fikir gelir: John’u da bu kirli işe karıştırarak daha da büyük bir olayı ortaya çıkarmak!
Zac Efron'un tarihin en ünlü seri katili Ted Bundy'ye hayat verdiği film, Bundy'nin uzun dönemli kız arkadaşı Elizabeth (Lily Collins)'in gözünden anlatılacak. 1974 ve 1978 yılları arasında birçok kadına tecavüz edip öldüren, kurbanlarının tam sayısı bilinmemekle birlikte, 10 yılı aşkın inkar süreci sonunda, 30'dan fazla cinayet işlediğini itiraf eden, 1989'da da Florida'da idam edilen ünlü seri katil Ted Bundy'nin hayatında uzun süre yer alan Elizabeth, katilin aktif olduğu yıllarda da onun hayatındaydı ve manipülasyonlarla kontrol ediliyordu. Yıllarca süren şüphe ve inkarın ardından Elizabeth, sonunda Bundy'yi polise ihbar etmişti. Ancak polis, bu ihbarı değerlendirmemişti.
Kara Düzen - Güney Boston bölgesinin en azılı suçlularından olan Whitey Bulger, aynı zamanda eyalet senatörünün de erkek kardeşidir. Kendisini temiz çıkartmak için, bir mafya ailesine karşı FBI muhbiri olmayı kabul eder... Yönetmenliğini Scott Cooper’ın üstlendiği filmin uyarlama senaryosunda da Cooper’ın imzası var. Filmde Whitey Bulger rolünde Johnny Depp seyrederken abisi Bill Bulger olaraksa Benedict Cumberbatch karşımıza çıkıyor. Yıldızlar kadrosunda ayrıca Joel Edgerton, Sienna Miller, Juno Temple, Dakota Johnson, Peter Sarsgaard ve Kevin Bacon gibi hepsi ayrı birer başrol olan isimler yer alıyor.
"White Boy Rick", 1980'lerin Detroit'inde geçiyor. Gerçek bir hikayeden uyarlama olan film Detroit’in uyuşturucu sorununun en yüksek olduğu bir zamanı ele alıyor. 14 yaşındayken gizli bir muhbir olarak göreve başlayan Richard Wershe Jr.'nin gerçek hayat hikayesini anlatan film, genç adamın 17 yaşında uyuşturucu satış piyasasının önemli oyuncularından biri olmuşken tutuklanmasına kadar izini sürüyor.
1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.
Amerika bugün FBI ile gurur duyuyorsa bunda hiç şüphesiz ki J. Edgar Hoover'ın on yıllarca kendisini mesleğine ve büroya adamış olmasının etkisi var. 20.yy.'ın en tartışmalı, en esrarengiz ve en güçlü portrelerinden biri olan J. Edgar'ın gerçek hayat hikayesinden uyarlanan filmde ünlü FBI başkanının gençliğinden başlayarak Amerikan Adalet Bakanlığı'ndaki yükselişine ve neredeyse 50 yıl boyunca Federal Büro üzerindeki etkisine beyazperdeye taşınıyor.