Yıl 1947. Londra'da hukuk eğitimi görmekte olan Botswana kraliyet ailesine mensup Prens Seretse Khama (David Oyelowo), Afrika'nın güney kısmında yaşayan Bechuanaland kralının veliahtıdır. Bir partide tanıştığı İngiliz Ruth Williams (Rosamund Pike) ile birbirlerinden etkilenirler ve kısa sürede evlenerek Güney Afrika'ya giderler. Bu durum hem Bechuanaland İngiliz mandası altında olduğundan İngiliz hükümetinin, hem de Bechuanaland'te siyah-beyaz ayrımcılığı (apartheid) yönetimini sürdürenler tarafından büyük tepkiyle karşılanır. Zira çift bu konuya da dikkat çekerek barış yaymaya çalışmaktadır. İngiliz hükümeti Seretse ve Ruth’un ayrılması için baskı uygular, ayrılmadıkları için Seretse’yi sürgüne gönderir. Fakat Seretse’nin Ruth’a ve ülkesine yeniden kavuşmak için akıllıca bir planı vardır.
1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.
Buddy, hayatı ailesine duyduğu sevgi, çocukluk eğlenceleri ve yeni yeşeren bir romantizmle dolu olan, ergenliğinin zirvesinde genç bir çocuktur. Ancak, çok sevdiği memleketi giderek şiddeti artan bir kargaşaya sürüklenirken, ailesi önemli bir seçimle karşı karşıyadır: Çatışmanın geçmesini ummak ya da yeni bir hayat için bildikleri her şeyi geride bırakmak.
İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında İngilizler umutsuzluğa düştüğü sırada Churchill, kadınların casus olarak işe alınıp, eğitilmelerini emreder. Kadınların göz korkutucu misyonları sabotaj yapmak ve bir direniş oluşturmaktır. Bu görev için Vera Atkins, hırslı bir kadın olan Amerikalı Virginia Hall ve barış yanlısı bir kadın olan Noor Inayat Khan’ı işe alır. Kadınlar, Fransa’daki Nazi rejimini zayıflatmak için birlikte zorlu bir mücadeleye girişir.