Barrow Alaska'daki olaydan hayatta kalan Stella Olemaun yeniden Los Angeles'a döner. Burada kocasının intikamını alabilmek için bilerek vampirlerin dikkatini çeker.
Hırslı bir gazete muhabiri olan Richard Dees (Miguel Ferrer), "Gece Katili" adıyla bilinen gizemli bir seri katilin peşine düşer. Katil, küçük havaalanlarına iniş yapan karanlık bir uçak kullanmakta ve kurbanlarının kanını içmektedir. Dees, bu korkunç hikayeyi ortaya çıkarmak için her şeyi göze alır, ancak gerçekler onu beklediğinden çok daha tehlikeli bir yola sürükler. Katilin izini süren Dees, karanlık sırlarla dolu bir dünyaya adım atar. Her adımda, Gece Katili'nin gerçek kimliği ve amacı hakkında daha fazla şey öğrenirken, kendi aklını da yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Kıyamet sonrası Amerika artık tamamen çetelerin eline düşmüştür ve sokaklar mezbahadan farksızdır. Herhangi bir çeteye mensup olmayanlarsa hayatta kalmak için akıllarından çok daha fazlasını kullanmak zorundadır!
Amerika’nın kuzeyindeki Alaska Barrow kasabası, her kış, bir ay boyunca sadece geceyi yaşar. Birdenbire gizemli bir grup insanın ortaya çıkmasıyla kasabada yüzbin kişi esrarengiz bir şekilde zarar görürler, hayatlarını yitirirler. Sayısı gittikçe azalan kasaba halkı ve aslında vampir olan bu gizemli grubun kalan insanlarla beslenme mücadeleleri yeniden günışığını görünceye kadar devam edecektir. Steve Niles ve Ben Templesmith’in çizgiromanından başarılı bir şekilde uyarlanmış olan 30 Days of Night, yönetmeni David Slade’in "bu proje için parmağımı bile keserim" diyecek kadar iddialı olduğu bir film. Vampirli korku filmi sevenler içinse tatmin edici derecede korkunç olduğu söyleniyor.
Emekli deniz komutanı Albay Dale Murphy tarafından yapılan programın katılımcıları Batı Wirginia'nın uzak bir köşesinde yaşam savaşı vermektedir. Ama doğuştan yamyam olan ailenin onları akşam yemeğinde yemeyi planladıklarını anladıklarında şov kabusa dönüşür.
Yeni Cennet adlı kurtarılmış bölgedeki evi ve ailesi vampirler tarafından yok edilen Martin, tek başına intikam peşine düşer. Bu zorlu savaşı kazanabilmesi için tek çaresi, eski akıl hocası ve efsanevi vampir avcısı Mister’ı bulmaktır. Martin, bunun için salgından dolayı giderek çürümekte olan Amerika’nın en tehlikeli bölgelerinde bir maceraya atılır.