Anaïs is 30 and broke. She has a lover, but she's not sure she loves him anymore. She meets Daniel, who immediately falls for her. But Daniel lives with Émilie - whom Anaïs also falls for.
Gelecek vadeden bir müzisyen olan Devon şizofreni hastasıdır ve kardeşi Nick’in bakımına muhtaçtır. Ancak Nick’in karısı Olivia hamile kaldığında ikisi Devon’ın evden ayrılmasını sağlar. Hayatı bir anda altüst olan Devon bu sırada gizemli bir kadın olan Lucy ile tanışır. Birlikte zaman geçirdikten Devon ve Lucy birbirlerine açık olur. Devon, sevdiği kadının kardeşi ile tanıştırmak ister ancak buluşma zamanı Lucy gelmez. Lucy’nin evde de olmaması üzerine Nick, Lucy’nin kardeşinin hayal ürünü olabileceğinden şüphelenmeye başlar. Akıl sağlığını kanıtlamak zorunda kalan Devon, bu sırada Lucy’nin yazdığı bir notu bulur; benimle Sydney’de buluş. Devon, sevdiği kadını bulmak için destansı bir yolculuğa çıkar.
An aspiring author looking to get more out of life takes up a writing residency and finds herself in the sort of romantic entanglements that could come from the pages of a Jane Austen novel.
İlişkileri başladıktan bir yıl sonra Calie ve Joseph, çiftliklerinde mandıra ve şarap işleri ile uğraşırken, San Francisco'daki aile işlerini yürütmek için çiftlikten ayrılır. Callie bu değişiklikten memnun olmasa da yeni hayatına alışmaya çalışır. Bu süreç Callie ve Joseph'i zorlu bir teste tabi tutar. Callie ve Joseph arasındaki bağ, karşılaştıları zorlukların üstesinden gelmeye yetecek midir?
An aspiring Hollywood actress, on a visit to a charming North England town, has a brief fling with the town undertaker, who also writes obituaries for the local paper. Returning home, where she works as a waitress at a Japanese restaurant, she tells everyone about the handsome "writer" she met on her trip. Unfortunately, he decides to follow her back to Hollywood, setting up the expected light romantic comedy with asides as the newcomer gains experience about the goings on in Hollywood.
Amerikalı bir çift olan Bob ve Anne, aşkın şehri Paris'te bir malikaneye taşınmışlardır. Çift, yüksek sosyeteden dostları için özel bir akşam yemeği düzenleyecektir. Son dakikada eklenen bir konuk nedeniyle davetli sayısının 13'e çıkması, uğursuzluk getirecek diye mükemmeliyetçi ev sahibesini rahatsız eder. O da çözümü hizmetçisi Maria'nın 14. kişi olarak yemeğe katılmasında bulur. Tabii eksantrik ve aristokrat bir zengin gibi davranarak rol yapması şartıyla! Maria, yemekte rol yaparken tesadüfen sanat uzmanı konuk David ile yakınlaşınca olaylar beklenmedik bir şekilde gelişir. Maria'nın gerçek kimliğini saklayarak romantik bir aşka yelken açması üzerine Anne, bu ilişkiyi bitirmek için elinden geleni yapacaktır.
Alfie, Helena'yı kaybolan gençliğini bulmak adına terk eder ve kendisinden oldukça genç bir kadın olan Charmaine (Lucy Punch) ile evlenmeye karar verir... Helena ise hayatını şarlatan bir falcının sözlerine göre yönlendirmeye başlamıştır. Mutluluğu evliliğinde yakalayamayan Sally çalıştığı sanat galerisindeki yakışıklı patronu Greg'e (Antonio Banderas) aşık olmuştur. Kocası Roy ise heyecan içinde son yazdığı romanına yayınevinden cevap beklemektedir... Fakat karşı pencereden kendisine bakan gizemli bir çift göz Roy'u hayatının aşkı Dia'yı (Freida Pinto) bulduğuna inandıracaktır. Mutluluğu bulmaya çalışan karakterlerimizin önüne her defasında problemleri çıkacak aşkı bulma çabaları onları sadece kalp ağrısına ve umutsuzluğa sürükleyecektir... Acaba aşk bir falcının sözlerindeki "Karşına uzun boylu esmer bir adam çıkacak" kehaneti ile mi kalacaktır... Hayallerimizdeki ilüzyonlar bizi hep komik durumlara mı düşürecek...