An African American male is imprisoned and placed in solitary confinement after being found guilty of murdering his wife, as he's haunted by internal demons and his dead wife, and pushed to the breaking point by an abusive female guard.
Meşhur korku roman yazarı Clive Barker'ın imzasını attığı Books of Blood'tan uyarlanan film, uzay ve zaman ögelerinin birbirine girdiği üç farklı hikayeyi anlatıyor. Daha önce keşfedilmeyene doğru bir yolculuk yapılıyor. Filmde Anna Friel, bir psikolog olan Mary'yi canlandırıyor. Mary, 7 yaşındaki oğlunu lösemiden kaybetmiştir. Yeni sevgilisi Simon, Mary'nin ölü oğlu ile konuşması konuşabileceğini söyler. Robertson ise Jenna'ya hayat veriyor. Jenna, sesten iğrenme rahatsızlığı olan misfoniden muzdariptir. Annesinin onu çiftliğe geri göndereceğini öğrenince Los Angeles'ın yolunu tutar. Üçüncü hikayede ise bir katilin hikayesi anlatılıyor. Katil paha biçilemez bir kitap bulur. Bu sayede eşi ile birlikte kirli işlerden emekliye ayrılabilecektir. Bu karaktere ise Yul Vazquez hayal veriyor.
A fraught mother-daughter relationship is put to a terrifying test when the family patriarch dies, and the grieving mother hires a mysterious stranger to bring her husband back from the dead.
Jester: İntikam Gecesi, kasabalarını terörize eden varlıktan kurtulmanın yolunu arayan iki kız kardeşin hikayesini konu ediyor. Jester olarak bilinen kötü niyetli bir varlık, Cadılar Bayramı gecesinde küçük bir kasabanın sakinlerini terörize eder. Babalarını kısa süre önce kaybeden, yıllardır görüşmeyen iki kız kardeş, bu kötü varlığı yenmenin bir yolunu bulmak için bir araya gelir. Çok geçmeden kardeşler, yalnızca karanlık geçmişlerindeki yanlışları nasıl düzelteceklerini çözerek hayatta kalabileceklerini fark ederler.
14 yaşındaki Milo yalnız bir çocuk, Queens'teki yıkık dökük toplu konutlardan birinde ağabeyiyle yaşıyor. Mahallenin delikanlıları tarafından devamlı kötü muamele görüyor; o sekiz yaşındayken evde intihar eden annesinin ölümü yakasını bırakmıyor. Sessiz biri Milo ve insan kanı içmeden edemiyor. Gündüzleri odasında cinayet notları tutarak, geceleriyse sokaklarda av arayarak geçiriyor. Duygulu bir karakter analizi, hüzünlü bir aşk hikâyesi ya da dramı bol bir korku olarak adlandırılabilecek Dönüşüm, Michael O'Shea'yı henüz ilk filmiyle Cannes'a katılma onuruna eriştirdi. Birçok sahnesi New York sokaklarında dolaşan oyuncularının uzaktan çekimleriyle tamamlanan Dönüşüm, kendini yabancı hissederek büyüyen birinin kentin merhametsiz enerjisine hassas ama nihilist bir müdahalesi gibi.
Genç, içine kapanık bir sihirbaz olan Max’ın yolu Cadılar Bayramı gecesinde uğursuz Soytarı'yla kesişir. Kendisini bir anda ölümcül bir kabusun içerisinde bualan Max, sihri fazlasıyla gerçek olan ve numaraları her zaman kanla sonuçlanan katili alt etmek zorundadır. Ancak bunu yapmak hiç de kolay değildir çünkü her hareketin bir bedeli, her tercihin bir sonucu vardır.