Clint Eastwood'dan muhteşem bir aksiyon klasiği! In the Line of Fire, Das Boot ile adını tüm dünyada duyuran Alman yönetmen Wolfgang Petersen’ın Hollywood'a transfer olduktan sonra çektiği bir aksiyon-gerilim filmi. Amerikan Başkanı'nı öldürmeye çalışan bir psikopat ile her şeye rağmen bu olaya karşı koymaya kararlı bir Gizli Servis Ajanı arasındaki mücadeleye dayanan film, takıntılı kötü adam Mitch Leary rolüyle John Malkovich'e En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandırdı. Petersen, In The Line of Fire'dan sonra Air Force One / Hava Kuvvetleri Bir'de ise Amerikan Başkanı'nı bu kez Rus teröristlerin hedef tahtası haline getirmişti.
A member of British Intelligence assumes a fictitious criminal identity and allows himself to be caught, imprisoned, and freed in order to infiltrate a spy organization and expose a traitor; only, someone finds him out and exposes him to the gang...
Amerika’nın en büyük banka soygunlarından birinde, dahiyane bir suçlu, genç banka çalışanlarından oluşan ekibini kurarak 80 milyon dolarlık devasa bir vurgun planını hayata geçirmek için harekete geçer.
Jem Belcher, eski bir boksör olan büyükbabası tarafından yoksulluk içinde büyütülür. Maddi olarak tükenmiş ve büyükbabasını gururlandırma arzusuyla hareket eden genç adam, onun izinden gitmeye karar verir. Bunu için de ünlü koç Bill Warr’dan yardım alır. Bill, Jem'in doğal yeteneğini geliştirmeyi ve onu dünyanın gördüğü en büyük dövüşçü yapmayı hedefliyor. Büyük bağlılık ve birçok zorluk sayesinde Jem'in planı işe yarar. Jim, şampiyon olur ve sosyal olarak yükselir. Ama sonra bir kaza onu kısmen kör bırakır ve acımasızca düşer. Ancak, birdenbire, acımasız bir dövüşte yeni şampiyonla yüzleşmek için son bir şans yakalar.
Genç bir çift, yaklaşmakta olan düğünlerinin heyecanı içindedir. Tam da bu tatlı koşuşturmanın içinde hayatlarını değiştirecek acı bir haber alırlar. Damada tedavi edilemeyen karaciğer kanseri teşhisi konulur ve genç adamın yaşamak için sadece birkaç ayı vardır.