On 15 April 2019, a violent fire broke out in Notre-Dame Cathedral in Paris. Men and women will do everything to save the building and the religious and art treasures stored within.
1792. Louis XVI, his wife Marie Antoinette, and their children have been arrested and imprisoned in the Tour du Temple, a sinister chateau in Paris, awaiting their trial. Far from the splendour of Versailles, they are isolated and vulnerable for the first time in their lives.
On election night in 1981, celebrations spill out onto the street and there is an air of hope and change throughout Paris. But for Elisabeth, her marriage is coming to an end and she will now have to support herself and her two teenage children. She finds work at a late-night radio show and encounters a troubled teenager named Talulah whom she invites into her home.
Olaylar, bir kadının kendi evinde bıçaklanarak öldürülmesiyle başlar. Evde kadının kanıyla yazılmış, bahçıvanını işaret eden “Ömer beni öldürmek…” şeklinde bir not da bulunur. Ömer, işleri kolaylaştıran bir şüpheli; eğitimsiz, cahil ve mahkemede kendini savunamayan bir Faslı göçmen…
An inexperienced young actress is invited to play a role in a film based on Dostoyevsky's 'The Possessed'. The film director, a Czech immigrant in Paris, takes over her life, and in a short time she is unable to draw the line between acting and reality. She winds up playing a real-life role posing as the dead wife of another Czech immigrant, who is manipulated by the filmmaker into commiting a political assassination.
Film, kazandığı şampiyonluklarla dünyaca ünlü bir efsaneye dönüşen ve yıllar sonra doping kullandığını itiraf eden Lance Armstrong'un skandallarla dolu gerçek öyküsünü, bir gazeteciyi hikayenin merkezine alarak anlatıyor. Spor yazarı David Walsh, Armstrong’un başarısının sebebinin doping olduğuna inanmakta ve bu yalanı ortaya çıkarmak için araştırma yapmaktadır. Ancak kanseri yendikten sonra Amerika’da adeta bir halk kahramanına dönüşen Armstrong’un hile yaptığına kimse inanmamaktadır.
Edmond Dantes dürüst ve saf bir denizcidir. Huzur dolu yaşamında güzeller güzeli Mercedes ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak sakin yaşamı Mercedes’i kendisi için isteyen en iyi arkadaşı Fernand’ın ihanetiyle bir anda darmadağın olur. İşlemediği bir suçtan yargılanarak kendisini İf adıyla bilinen ünlü ada hapishanesinde bulur. Bundan sonrasında onu 13 yıl devam edecek bir kabus beklemektedir. Ada hapishanesinde geçen zor günlerinde o güne dek inandığı doğru ve yanlış kavramlarını terk eder. Artık sadece ve sadece ihanet edenlerden intikam alma düşüncesine odaklanmıştır. Sonunda aynı hapishanede kalan bir başka mahkum arkadaşının (Richard Harris)yardımıyla oradan kaçmayı başarır ve özgürlüğüne kavuşur. O artık çok zengin ve esrerengiz Monte Cristo Kontu’dur. Monte Cristo Kontu son derece kurnazca hareket eden acımasız bir adamdır ve tek amacı vardır: Kendisini tuzağa düşüren ve 13 yıl boyunca hapishanede çile çekmesine yol açanları bulmak ve sistemli bir biçimde yok etmek...