Paris, June 1940. The de Gaulle couple is confronted with the military and political collapse of France. Charles de Gaulle joins London while Yvonne, his wife, finds herself with her three children on the road of the exodus.
February 1927. The funeral of Marcel Péricourt, the most powerful banker in Paris. His daughter Madeleine must take the helm of the financial empire of which she is the heiress. But she has a son, Paul, who with an unexpected and tragic gesture will place her on the path to ruin.
The Gathering Storm, Winston Churchill’i İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önceki yıllarında sunuyor.Winston Churchill zor bir dönemden geçiyor. Nazi Almanya’sı yükselmekte ama İngiltere Parlamentosu, barış umuduyla bu yükselişi fark etmemeyi tercih ediyor. Hatta onlara uçak motoru yollama kararı alıyorlar. Churchill ise partisinin tavsiyesine kulak atmayarak Nazi tehdidine dikkati çekiyor. Ancak The Gathering Storm esas olarak, Winston Churchill ile karısı Clementine arasındaki kişisel ilişkiyi ve sevgiyi anlatan bir film. Onun kibirli tavrı, karısıyla aralarındaki bağı öyle zorluyor ki, Clementine seyahate çıkmak istiyor. Churchil onu bencillikle suçlayınca da kararı pekişiyor. O seyahatteyken, Churchill, ya geri dönmez de birine kapılırsa diye endişe içinde yaşıyor.
26 yaşındaki Karl Marx, eşi Jenny ile birlikte sürgün yoluna düşer. Marx 1844 yılında Paris’te bir sanayicinin oğlu olarak Britanya işçi sınıfının acılı doğumunu araştırmış Friedrich Engels ile tanışır. Gösterişli kıyafetler giymeyi seven Engels, Karl Marx’ın yeni dünya görüşündeki eksik parçayı tamamlar. Birlikte sansür, polis baskısı, isyanlar ve siyasi kalkışmalar arasında modern çağ boyunca gelişecek olan işçi hareketine önderlik edeceklerdir.
In the last days of the Nazi-occupied France, writer Marguerite Duras awaits the return of her husband, Robert Antelme, arrested for being a Resistance fighter and then deported, while she maintains a tense relationship with her ambiguous lover and a dangerous game with a French collaborationist. Even when the Liberation arrives, she must still endure the unbearable pain of waiting.
Amerikalı genç bir roman yazarı olan James Lord, heykeltıraş Alberto Giacometti'yi 1960'larda, Paris'teki stüdyosunda ziyarete gelir. Giacometti, portresini çizmek için yazarı birkaç saat daha kalmaya ikna eder. Birkaç saat, birkaç güne, hatta birkaç haftaya uzarken Lord ile Giacometti stüdyodan sonra yakındaki meyhaneye de uğrayarak dostluklarını pekiştirirler.
Film efsanevi İngiliz yazar Wilde’ı, eşcinsel olduğu için ahlaksızlık suçuyla atıldığı hapisten çıkışından sonraki son yıllarında izliyor. Wilde, düşkün bir birey olarak farklı isimlerle Avrupa’nın çeşitli kentlerine gidiyor; bir yandan sağlığı bir yandan da parası tükenirken zarafeti ve onurunu, ama en önemlisi nüktedanlığıyla yaratıcılığını korumaya devam ediyor.