1700'lerde geçen bu hikayede William Shakespeare ve eşi Agnes’in, oğulları Hamnet’i vebaya kaybeder. Şifacı Agnes, bu büyük acıyla başa çıkıp diğer çocuklarının yanında olmak için elinden geleni yapar.
Richard Young satılığa çıkarılan evine yıllar sonra geri döner. Evinin her köşesine baktığında hayatından izler görür ve yaşadığı anlar her bir noktada yeniden canlanmaya başlar. Ancak eşi benzeri olmayan bu ev, sadece Richard Young’ın değil, kuşaklar boyunca pek çok kişinin hayatında iz bırakmıştır. Bu evin anıları, geçmişten günümüze yüzyıllarca sürecek bir yolculuğun başlangıcı olur.
Babalarının ölümünün ardından bir haftalığına yeniden aynı çatı altında toplanan ve çocukluk günlerine dönmeye çalışan yetişkin kardeşlerin öyküsünü anlatan filmde, bu romantik fantezinin çığrından çıkma süreci anlatılıyor.
Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.
San Fernando Valley'de sıradan bir günde ölmek üzere olan bir baba, genç karısı, bir erkek bakıcı, kaybolmuş ünlü bir oğul, aşık bir polis, dahi bir çocuk, eskiden dahi bir çocuk olan bir adam, bir şov programı sunucusu ve yabancılaşmış bir kız bir hikayenin farklı parçalarında yerlerini alacaklardır. Bu insanlar, unutulmaz bir heyecanla sonlanacak bu gün içinde, şans, hareket, geride bırakılan zaman ve rastlantılar yumağında adeta birbirlerinin hayatlarının içinden zikzaklar çizerek geçecek ve birbirlerini çözümleyeceklerdir.
Okulda yaşanan trajik bir silahlı saldırının ardından çocuklarının yasını tutan iki kederli ebeveyn içinde bulundukları duygusal boşlukta bir yolculuğa çıkar.