Adi suçlularla uğraşmaktan bıkan üç Marsilyalı polis, büyük bir uyuşturucu ağını çökertme şansı yakalar. Önemli bir muhbirin büyük talebi onları sınırları aşmaya zorlar.
Cinayet suçlamasıyla karşı karşıya olan eski hükümlü ve dâhi araba tamircisi, masumiyetinin delili olan tek merminin içinde olduğu kayıp bir arabayı bulmalıdır.
Emniyet teşkilatındaki yozlaşmanın ve Marsilya'nın savaşan çetelerinin kıskacında olan dürüst bir polis, ekibini korumak için dizginleri eline almak zorundadır.
70’ler Marsilya… ABD’ye uyuşturucu ithal eden en büyük yer ve dünyada uyuşturucu trafiğinin en yoğun olduğu bölgelerden biri. Gerçek hikâyeden uyarlanan film, tüm zamanların en büyük uyuşturucu organizasyonunu ve bu şebekeyi ortadan kaldırmak için yapılanları gözler önüne seriyor. The Artist filmindeki başarısı ile son yıllarda adından sıkça söz ettiren usta oyuncu Jean Dujardin, bu kez şebekeyi ortadan kaldırmaya çalışan polis rolünde karşımıza çıkıyor.
The Virtuoso, akıl hocasına olan borcunu ödeyebilmek için yeni bir görev üstlenen profesyonel bir suikastçıya odaklanıyor. Hedefinin izini sürmek ve öldürmekle görevlendirilen suikastçıya, diğer görevlerinin aksine bu görevi için fazla istihbarat verilmez. Hedefinin ne ismi ne de fotoğrafı verilir, yalnızca saat beşte küçük bir kasabadaki bir lokantada olacağı söylenir. Virtüöz, avını bulmak ve görevini tamamlamak için insan avına başlar. Hedefi, lokantadaki herhangi bir müşteri olabilir: Buna lokantanın gizemli garsonu da dahildir. Garson, suikastçının aradığı av olmasa bile görevi tehdit edebilecek ve adamın hayatını tehlikeye sokabilecek bir dikkat dağınıklığına sebebiyet vermektedir
New York narkotik dedektifi Popeye Doyle, Fransız bağlantılı uyuşturucu ticareti zincirini, elebaşını yakalamak için jandarma ile işbirliği yaptığı Fransa'ya kadar takip eder.
Fransız gangsterlerin sonuncusu Jacques Mesrine, yaşamı boyunca 1 numaralı halk düşmanı ilan edilmişti. Düzenli olarak kamuoyu anketlerinin zirvesinde yer aldı. Paris'in göbeğinde polisin yakın mesafeden yoğun ateşi altındaki görkemli ölümü onun efsane statüsünü taçlandırdı. Öyle ki, 1979 yılındaki ölümünden 30 yıl sonra bugün bile Jacques Mesrine efsanesi hala capcanlı… Onun hayatı sinema tarihinde ilk kez olarak tutkulu bir projeyle beyazperdeye getiriliyor. Aynı anda hem bir gerilim filmi, hem de biyografi çalışması olan projenin çekimlerinde tarihi gerçeklere olabildiğince sadık kalındı. Mesrine'den bir süper kahraman yaratmak gibi bir amacı olmayan filmde, en karanlık yönleri de dahil olmak üzere bir karakter portresi çizildi. Öykünün çıkış noktası ise, bir ikonun arkasındaki insan oldu.