A couple invite an old school friend for a reunion dinner, it is during the conversation (with the friend now an eminent surgeon) the couple come to the stark realization that their son is showing symptoms of a looming brain tumour.
Bu filmde bir babanın yaptığı hatalardan dolayı çektiği pişmanlıklar beyaz perdeye aktarılmıştır. Baba işleri ve sosyal hayatından dolayı çocuğuyla çok vakit geçirememiştir. Bir gün oğlunun beyninde bir tümör olduğunu öğrenen baba pişmanlığın acısıyla artık oğlu için birşeyler yapması gerektiğini anlayacaktır. Oğlu ise kendisini bu kötü durumlardan kurtarmak için müziğe adayacaktır. Babası oğlu için elinden gelen herşeyi en iyi şekilde yapmaya çalışacaktır. Bakalım oğluna hastalığına kadar gösteremediği ilgi hastalığı sürecinde işe yarayacak mı?
Rory MacNeil, a rugged old Scotsman, reluctantly leaves his beloved isolated Hebridean island and travels to San Francisco to seek medical treatment. Moving in with his estranged son, Rory sees his life transformed through a newly found bond with his baby grandson.
Bette Davis, Humphrey Bogart ve Ronald Reagan, gelmiş geçmiş en büyük aşk filmlerinden olan bu filmde başrolü paylaşmaktadırlar. Sosyetenin genç, güzel ve çekici kadınlarından Judith Traherne'e (Davis) beyin tümörü teşhisi konduktan sonra kendisini ameliyat eden yakışıklı beyin cerrahı ile arasında romantik bir ilişki başlar. Doktor onun kısa bir ömrü kaldığını bilmesine rağmen Judith ile evlenir. Ve kısa bir süre sonra Judith gerçek aşkı keşfeder.
Gerçek bir hikayeden esinlenen 50/50, rutin bir hayat süren 27 yaşındaki Adam'ın bir gün hissettiği ağrıyı kontrol ettirdiğinde ender görülen bir kanser türüne yakalandığını öğrenmesiyle gelişiyor. İstatistiklere göre %50'lik bir yaşama şansı olan Adam, bir yandan kanseri yenmek için mücadele ederken öte yandan hayatını tekrar ele alacak bir döneme girecektir.
Film, o dönemde New York'un tiyatro camiasında aktif olan Wallace ve Andre'nin bir akşam yemeğindeki sohbetlerini içeriyor. Andre, her şeyden vazgeçip dünyayı dolaşmasıyla ve tanıdığı farklı insanlarla ilgili deneyimlerini paylaşıyor. İkili film boyunca, dünyaya, gerçekliğe ve insana ilişkin derinlemesine sorular soruyorlar.
John Hollar, New York'ta çizgiroman yazarı olarak hayatını sürdürmektedir. John (John Krasinski) annesinin hastalandığı haberini alır almaz hamile sevgilisini ardında bırakıp büyüdüğü küçük kasabasına geri döner. Aile evine adım atar atmaz kendisini çılgın aile ortamıyla, liseden kalma rakibiyle ve ona delice asılan eski kız arkadaş problemleriyle boğuşurken bulur...