From a spectrum of colors, an artist (Kirsten Price) visualizes the lustful and tantalizing images of raw sensuality. Take this colorful journey with her as her imagination unfolds the beauty and eroticism of the rainbow.
Minnie Goetze is a 15-year-old aspiring comic-book artist, coming of age in the haze of the 1970s in San Francisco. Insatiably curious about the world around her, Minnie is a pretty typical teenage girl. Oh, except that she’s sleeping with her mother’s boyfriend.
Yeraltı çizgi roman sanatçısı R. Crumb’ın çalışmalarını bilenler, birkaç tahtasının eksik olduğunu tahmin edebilir ve gerçekten de haklı çıkabilirler. Oysa ki Terry Zwigoff’un, Crumb’ın hayatını anlatan bu hüzünlü ve büyüleyici belgeselinin en büyük keşiflerinden biri, R. Crumb’ın, hepsi de beklenmedik yetenek ve yaratıcılık sahibi olan ancak bu yaratıcılık gücünü birbirinden son derece farklı hal ve dışavurumlara akıtan üç kardeşten en az acayibi, ve en iyi uyum göstereni olması. Kardeşlerden biri, zamanının çoğunu San Francisco sokaklarında meditasyon yaparak geçiriyor. Diğeriyse, evinde annesiyle gizlenerek klinik depresyon ve delilikle mücadele eden bir münzevi. Bu iki kardeş de en az R. Crumb kadar sanata yatkın ve yetenekli; ve filmin büyük kısmı, paylaştıkları görece sıradan çocukluk evresinin üç kardeşi nasıl farklı yönlere itmiş olduğunu gözler önüne seriyor.
“Kuantum fiziği gibi bir durum bu: İnsanlar filmi izlerken film değişmeye başlıyor.”(Yönetmen) Bir çok kült filmin radikal yorumları vardır ama hiç birisi bu konuda Stanley Kubrick’in filmi Cinnet’inin (1980) eline su dökemez herhalde. 237 No’lu Oda, Kubrick’in belki de en çok tartışılan filminin altında yatan gizli anlamları, tuhaf sembolleri ve şifreleri çözdüğünü iddia eden bir grup (belki biraz kaçık ve fazlasıyla meraklı) sinefille tanıştırıyor bizi. Cinnet’i baştan sona didik didik eden, onu hiç akla gelmeyecek biçimlerde yeniden düşünmeye sevk eden 237 No’lu Oda bizi hem ikna edici, hem de kışkırtıcı ve tuhaf teorilerle başbaşa bırakıyor. Rodney Ascher, Cinnet’ten aldığı parçalarla bu teorileri ustaca bir araya getirirken bir yandan da günümüzün sinefil kültürünün muhteşem bir portresini çiziyor. 237 No’lu Oda hiç abartısız senenin en keyifli, en kült olmayı hakeden seyirliklerinden birisi.
A white dropout struggles to become a cartoonist and filmmaker, drawing inspiration from the harsh, gritty world around him. Still sharing his rundown apartment with his middle-aged parents, an oafish slob of an Italian father and a ditzy nutcase of a Jewish mother, he's ridiculed and looked down upon by his friends, hypocrites who run with violent gangs and the Italian Mafia, and a shallow Black girl who makes her living downtown with the pimps and pushers. The cartoonist gets a chance to pitch a film idea to a movie mogul, but the story proves too outrageous: a far-future Earth, depleted by war and pollution, where a mutant antihero challenges and kills God.
Jay, kötü giden bir evliliğin ardından karısını terk eden ve barmenlik yaparak yaşamını sürdüren yalnız bir adamdır. Jay bir gün tek başına yaşadığı evinde tanımadığı, adını bile bilmediği bir kadınla birlikte olur. Başlarda sadece bedensel arzulara dayalı olarak başlayan bu ilişki zamanla birbirlerine aşık olmalarıyla yön değiştirir. Bu gizemli kadın hakkında her şeyi bilmek isteyen Jay, onu günlerce yaşadığı yer başta olmak üzere birçok yerde takip eder. Sonunda keşfettiği gerçek, ilişkilerini ne gibi bir noktaya taşıyacaktır?