Sovyetler Birliği, 1984. Bir kasabada, Komünist Parti liderinin kızı, gece kulübünden çıktıktan sonra hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Aynı akşam, kasabanın dışında bir cinayet işlenir. İki vaka da, aynı komiser tarafından araştırılmaktadır.
1978-1990 yılları arasında 53 cinayet işlemiş olan Romanovich Chikatilo; Rusya'nın tek seri katili. Film bir çiftçinin tarladaki otları temizlerken bir ceset görmesi ve kararan ekranda "bu film gerçek olaylardan esinlenmiştir" yazısıyla başlıyor. Sonraki sahnede ceset, filmdeki esas oğlanımız Teğmen Viktor Burakov’a teslim ediliyor. Tam Burakov otopsiye başlarken içeriye 6 ceset daha getirilir. Defalarca bıçaklanmış, gözleri oyulmuş, göğüsleri ve cinsel organları kesilmiş, üzerlerinde sperm olduğu belirlenmiştir. Burakov kurula durumu rapor eder. Ağzından "seri katil" ifadesi çıkar çıkmaz sert bir tepkiyle karşılaşır. Çünkü "seri katil" Komünist Parti yetkilisine göre "Batıya özgü yozlaşmış bir fenomendir" ve Komünist Sovyetler'de böyle bir durum söz konusu olamaz.
Dedektif Lloyd Hopkins, Los Angeles Polis Departmanında görev yapan, işine takıntılı ve sıra dışı bir polistir. Bir cinayet vakasını araştırırken, olayın yalnızca tek bir suçtan ibaret olmadığını fark eder. Araştırmaları, şehrin farklı noktalarında işlenmiş bir dizi vahşi cinayetin arkasında bir seri katilin olduğunu ortaya çıkarır. Hopkins, katilin peşine düşerken hem mesleki hem de kişisel hayatı çalkantılarla doludur. Ancak karanlık bir zihinle karşı karşıya olduğunun farkında olan Hopkins, adalet için sınırları zorlamaktan çekinmez. Bu süreçte kendi ahlaki değerlerini ve polislik yöntemlerini sorgulamaya başlar.
Batı Teksas'taki sakin bir kasaba bir dizi seri cinayetle sarsılır. Cinayetler gerçek bir sosyopatın elinden çıkmıştır. Şerif Lou Ford bu sıkıcı kasabada katili aramaya başlar. Oysa bu görüntüden ibarettir. Çünkü katil ona herkesten çok yakındır...
Şiddetli bir rehine çağrısına yanıt verirken, Afro-Amerikalı şüpheliyi ancak daha sonra masumiyetini öğrenmek için öldüren bir polis memuru. Bunun bir tuzak olduğunu anlayan ve tepkilerle karşı karşıya kalan kişi, kendi sorumluluğunu ve onu bu noktaya getiren kökleşmiş ırkçılığı incelerken sorumlu kişinin izini sürmelidir
Geceyarısı Ekspresi Alan Parker'ın yönetmenliğini yaptığı İngiliz-Amerika ortak yapımı ve 1978 çıkışlı bir sinema filmidir. 1970'te, Türkiye'de tutuklanıp hapse atılan William Hayes'in gerçek öyküsünden yola çıkılarak yazılmış hikâyeyi anlatmaktadır. Amerikalı genç bir turist olan William Hayes, sevgilisi Susan ile birlikte Türkiye'de tatildedir. Hayes tatil dönüşü arkadaşlarına satıp para kazanmak amacıyla ülkesine dönerken yanında iki kilogram haşhaş götürmeye teşebbüs eder. Vücuduna canlı bomba gibi yerleştirdiği küçük paketler halindeki uyuşturucu uçağa binmek üzereyken yapılan ani bir güvenlik aramasıyla polisler tarafından bulunur ve İstanbul Sağmalcılar Cezaevi'nde tutuklu geçireceği süreç başlar.
İğrenç bir insan olan korkunç haydut Albert, adamları ve karısı Georgina ile birlikte her akşam aynı lokantada kurdurduğu açgözlü sofrada yemek yemektedir. Albert'in saçtığı dehşet, Fransız aşçı Richard'ın, yemek aralarında Georgina'nın aşığı Michael ile mutfak köşelerinde yatıp kalkmasına göz yummasına sebep olmaktadır. Kan, seks, yamyamlık ve dünyevi iştahın görsel bir şölene dönüştüğü hem eğlenceli hem de korkunç film, her türlü uyarıcı etkiye rağmen, sıradışı İngiliz auteur Peter Greenaway'in geniş kitlelerce yenilip yutulabilmiş belki de tek eseri.