Temmuz 1995 yılında Bosna’da İngilizce öğretmeni olan Aida Selmanagic, Srebrenica’nın küçük bir kasabasında Birleşmiş Milletler’in tercümanı olarak çalışmaktadır. Sırbistan ordusu bu küçük kasabayı ele geçirdiğinde Aida’nın eşi ve iki oğlu da BM kampında sığınma arayan binlerce vatandaş arasında yer alır. Aida, Sırp ordusu iktidara geldiğinde siyasi müzakerelerin bir parçası olur ve gittikçe daha korkutucu olan bilgileri tercüme etmek zorunda kalır. Aida ailesini kurtarabilecek midir yoksa onları ölüme terk etmesi mi gerekecektir?
Kendini ülkesine hizmet etmeye adamış bir Sırp asker savaşta ciddi biçimde yaralanır, yaralandıktan sonra savaş öncesi parçalanmamış Yugoslavya'nın huzurunu şefkatle anımsamaya başlar. Çocukluğundaki en yakın arkadaşı olan bir müslüman da bu hatıralarda kendine yer bulmuştur. Ama bu eski arkadaşının -şimdiki azılı düşmanının- da aynı hastanede iyileşme sürecinde olduğunu öğrendiğinde görevini yerine getirmek için yeniden ant içer * İçinde bir miktar mizah da olduğu için film çok dramatik değil, daha çok düşündürücü *
.Ararat 1915 ve 1923 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun 1.5 milyon Ermeninin ölümünden sorumlu olduğu iddiası yıllardır Ermeniler tarafından propaganda malzemesi olarak kullanılıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından kurulan modern Türkiye Cumhuriyeti ise, bu dönemde sadece bir zorunlu göç hareketi olduğu tezini savunuyor. Filmin kendisi, tarihteki mevzubahis dönemi anlatan bir filmde çalışan genç bir şoförün (David Alpay) gözünden anlatılıyor. Çekimler sırasındaki çalışmaları, genç adamın kendini kendisini keşfetmesine yolaçıyor.
Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.
Fr. Hugh O'Flaherty is a Vatican official in 1943-45 who has been hiding downed pilots, escaped prisoners of war, and Italian resistance families. His activities become so large that the Nazis decide to assassinate him the next time he leaves the Vatican.
Afganistan'da görev yapan genç bir Amerikan askeri, komutanının bazı davranışlarından rahatsızlık duyar. Bu durum, onu ahlaki bir ikilimenin içine sürükler