The unusual bond between a blind female writer and an acclaimed poet changes their lives and forms an exceptional creative cooperation, free of politics and the complexities of mundane life.
Lizbon'da görme engelliler için hizmet veren bir okula İngiltere'den getirilen ve sıra dışı eğitim yöntemleriyle meşhur olan Ian, zamanla tüm öğrencilerin hayatını değiştirir. Ian'ın eğitimi sesler ve yankılar aracılığıyla dışarıdaki dünyayı hayal etmeyi ve bu sayede bir nevi görmeyi sağlamaktadır. Kendisi de görme engelli olan Ian bu yöntem sayesinde baston kullanmayı bırakmış ve tıpkı gören bir insan gibi hareket ederek şehirde tek başına dolaşabilmektedir. Öğrencilerden bazıları onun görme engelli olduğundan şüphe duymakta bazı yöneticiler ise onun geleneksel olmayan eğitim yöntemini tehlikeli bulmaktadır. Ian'ın varlığı bir şekilde herkesin hayatını değiştirirken, kimseyle iletişim kurmayan ve derslerden uzak duran genç ve güzel Eva, onun sayesinde kısıldığı kapanından çıkmayı başaracak ve yaşamın büyüsünü keşfedecektir.
Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.
Alexis Winston şampiyon bir patenci olmayı düşleyen genç bir kızdır. Pratik yaparken Alexis bir kaza geçirir ve görme gücünü kaybeder. Bu onun hayallerini alt üst etmiştir. Kendisi için üzülürken birden karşısına genç ve yakışıklı Nick çıkar ve Alexis’e hayallerini gerçekleştirmesi için yardım eder.
Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.
The story of a WWII tragedy in a Polish village mixed with the story of a wedding taking place in the same place 80 years later. A bitter look at a xenophobic community that forgets its own history.