Bunu izleyenlerin sonra izlediklerinden seçildi.
Film6.1Brian Selznick’in aynı adlı çocuk romanından uyarlanan filmde, Ben (Oakes Fegley) ve Rose (Millicent Simmonds) gizlice hayatlarının daha farklı olmasını dileyen, iki ayrı çağdan iki farklı çocuktur. Ben, hiç tanımadığı babasının özlemini çekerken, Rose da hayranı olduğu ve yaşamını gazetelerdeki haberlerden kestiği bir kupür albümünde toparladığı bir aktrisi bulma hayali kurmaktadır. Ben’in evinde gizli bir ipucu bulması ve Rose’un onu çok heyecanlandıran bir gazete başlığını okumasıyla, her iki çocuk da hayatlarındaki eksik şeyleri bulmak için büyüleyici bir simetriye sahip olan maceralara atılır.
Film6.4The King of Kings is the Greatest Story Ever Told as only Cecil B. DeMille could tell it. In 1927, working with one of the biggest budgets in Hollywood history, DeMille spun the life and Passion of Christ into a silent-era blockbuster. Featuring text drawn directly from the Bible, a cast of thousands, and the great showman’s singular cinematic bag of tricks, The King of Kings is at once spectacular and deeply reverent—part Gospel, part Technicolor epic.
1927 · 68 votes
Film7.2The epic life story of Alice Guy-Blaché (1873–1968), a French screenwriter, director and producer, true pioneer of cinema, the first person who made a narrative fiction film; author of hundreds of movies, but banished from history books. Ignored and forgotten. At last remembered.
2018 · 42 votes
Film7.6İkinci Dünya Savaşı'nda görev yapan bir psikiyatrist, Nürnberg davalarından önce Nazi liderlerini değerlendirirken, Hermann Göring ile rahatsız edici bir bağ kurdukça kötülüğü anlama konusunda giderek daha fazla saplantılı hale gelir.
Film7.0Film 1920'li yıllarda Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig'de başlar. Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar'a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2. Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.
Film6.6Hitler'in Polonya'yı işgal etmesinden günler sonra ve Alman bombaları tehdidi İngiltere'yi sarsarken, Sigmund Freud dünyanın çılgına dönmesini izler. Anavatanını işgal eden Nazi güçlerinden kaçan Freud, ailesini Viyana'dan Londra'ya getirir ve burada yazar C.S. Lewis tarafından ziyaret edilir. Britanya İkinci Dünya Savaşı'na girerken iki kişi, gün boyu süren renkli, bazen çekişmeli bir tartışma aracılığıyla Tanrı'nın varlığına hakkında diğerinin bakış açısını görmeye çalışır.
Kimler oynuyor. Birine dokun, başka nelerde oynadığını gör.
