Charlie Chaplin’in üç sesiz kısa komedisi “A Dog's Life”, The Pilgrim" ve “Shoulder Arms”ın birleştirilmesiyle oluşan bu uzun metrajlı film için Chaplin yeni çekimler yapmış, ara yazılar ve müzikler hazırlamıştı.
Edna, anne ve babası ile birlikte parkta vakit geçirmektedir. Bir ara karısı ve kızının uyumasını fırsat bilen baba ordan ayrılarak başka bir bayana kur yapar. Bu sırada rastladığı Charlie tarafından göle atılır. Parkta boş boş gezen Charlie, yalnız kalan anne kızın yanına gider, sohbet esnasında onlar tarafından çaya davet edilir. Edna'dan hoşlanan ve bu fırsatı kaçırmayan centilmen Charlie, evde hanımlarla çay içip sohbete başlar. Bu sırada Edna'nın babası gelir ve parkta kendisini göle atan adamı evinde görünce deliye döner. Üst kata kaçan Charlie, Edna'nın kıyafetlerini giyer; hatta inandırıcı olabilmek için bıyıklarını bile keser. Bu hoş hanımdan(!) etkilenen Edna'nın babası ona kur yapmaya başlar. Son sahnelerde Charlie'nin gerçek kimliği ortaya çıkar.
The epic life story of Alice Guy-Blaché (1873–1968), a French screenwriter, director and producer, true pioneer of cinema, the first person who made a narrative fiction film; author of hundreds of movies, but banished from history books. Ignored and forgotten. At last remembered.
Brian Selznick’in aynı adlı çocuk romanından uyarlanan filmde, Ben (Oakes Fegley) ve Rose (Millicent Simmonds) gizlice hayatlarının daha farklı olmasını dileyen, iki ayrı çağdan iki farklı çocuktur. Ben, hiç tanımadığı babasının özlemini çekerken, Rose da hayranı olduğu ve yaşamını gazetelerdeki haberlerden kestiği bir kupür albümünde toparladığı bir aktrisi bulma hayali kurmaktadır. Ben’in evinde gizli bir ipucu bulması ve Rose’un onu çok heyecanlandıran bir gazete başlığını okumasıyla, her iki çocuk da hayatlarındaki eksik şeyleri bulmak için büyüleyici bir simetriye sahip olan maceralara atılır.
Buğday çuvalını kontrol eden çiftçi, yaşlı babasıyla birlikte tarlaya buğday eker. Buğday satmak için gittikleri buğday kralı onlardan buğday almaz. Buğday kralının açgözlülüğü ve kendi menfaatine aldığı kararlar, buğday fiyatlarının yükselmesine, buğday üreticisinin kazancının düşmesine ve ekmeğin ana maddesi olması nedeniyle ekmek fiyatlarının iki katına çıkmasına neden olur. Buğdayını satamayan çiftçinin karısı ve kızı, paraları yetmediği için ekmek almaya gittikleri köşedeki marketten elleri boş dönerler. Marketteki zamlara isyan eden halk, polis tarafından püskürtülür. Açgözlü buğday kralı ise kontrolü ele geçirmesinin verdiği güçle 4.000.000 dolar kazanır. Sevinçten deliye dönen buğday kralı, ayağı kayınca buğday deposuna düşer ve üzerine dökülen buğdayların altında can verir. Çiftçi tarlasına buğday ekmeye devam eder.
Two disruptive theater patrons, the wealthy drunk Mr. Pest (played by Charlie Chaplin) and the rowdy working-class Mr. Rowdy (also played by Chaplin), attend a live vaudeville theater production. Their constant antics, seat-hopping, and physical altercations quickly overshadow the acts on stage and plunge the entire theater into absolutely hilarious chaos.