Petrol sondaj kulesi Deepwater Horizon'da çalışan 126 kişilik ekip, 20 Nisan 2010'da her zamanki gibi çalışmalarını sürdürmektedir. Hepsi vardiyanın sonuna gelip bir an önce karaya çıkmayı ve kendilerini bekleyenlere kavuşmayı arzu etmektedir. Ancak akşam saatlerinde yaşanan şiddetli patlamalar, herkesi büyük bir şoka uğratır. Durduralamayan ve sonrasında günlerce sürecek yangından sağ kurtulabilmek için mücadele eden ekip, cehennemi andıran bir ölüm kalım savaşının ortasında kalacaktır. 2010 Nisan'ında BP'ye ait Deepwater Horizon petrol platformunun Meksika Körfezi'nde infilak etmesiyle doğa, son yılların en büyük çevre felaketlerinden birine tanık olmuştu. Okyanusta yaşanan ve 11 kişinin ölmesine 17 kişinin de yaralanmasına neden olan trajedinin son anlarını anlatan yapım, 156 milyon $'a maloldu.
Okyanuslardaki yaşama hayranlık duyan bir film yapımcısı, insanların deniz canlılarına verdiği zararı araştırırken küresel boyutta korkunç bir yolsuzluğu ortaya çıkarır.
ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore'un, küresel ısınmanın siyasi bir problemden çok, dünya için ciddi sorunlar teşkil ettiğini gösterme çabaları, bir belgesel şeklinde seyircilerin karşısına çıkıyor.
Reggio'nun "Qatsi" üçlemesinin son parçasıdır ve teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini sorgulayan derin bir anlatım sunar. Görsel olarak çarpıcı sahnelerle doludur ve izleyiciyi modern dünyanın karmaşasıyla yüzleşmeye davet eder. "Naqoyqatsi," kelime anlamıyla "savaşın yokluğu" demektir ve bu bağlamda, savaş ve şiddetin yerini alan teknolojik gelişmelerin, insan ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü araştırır. Film, görüntülerin yanı sıra, Philip Glass’ın büyüleyici müziğiyle de desteklenmektedir; bu müzik, filmin atmosferine derinlik katarak izleyicilerin duygusal tepkilerini güçlendirir. Hem görsel hem de işitsel düzeyde zengin bir deneyim sunarak, izleyiciyi düşündüren ve sorgulatan bir yapıt olarak öne çıkmaktadır.
Sama İçin, savaşın kadınca deneyimlenmesinin samimi ve destansı bir yolculuğu… Genç bir anneden kızına sevgi dolu bir mektup… Film Waad El Katib’in Suriye’nin Halep şehrindeki başkaldırı sırasında, etrafında dehşetli bir çatışma tırmanırken, âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu beş yılını anlatıyor. Waad’ın kamerası inanılmaz kayıp hikâyeleri, kahkaha ve hayatta kalma hikâyelerini yakalıyor, bu sırada Waad imkânsız bir seçimle boğuşmakta: Kızının hayatını korumak için şehirden kaçmalı mı yoksa kaçmamalı mı? Hele de kaçmak, şimdiye kadar oldukça fazla şeyi feda ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelirken.
A close examination of the Whakaari / White Island volcanic eruption of 2019 in which 22 lives were lost, the film viscerally recounts a day when ordinary people were called upon to do extraordinary things, placing this tragic event within the larger context of nature, resilience, and the power of our shared humanity.