A series of vignettes set in Madrid, where its residents manage to sustain entertainment, hope and love in a city still suffering the wounds caused by the Spanish Civil War.
Que Dios Nos Perdone (May God Save Us/Tanrı Bizi Bağışlasın), Madrid’in tam “15-M Hareketi”ne sahne olduğu dönemde, şehir aynı zamanda bir seri katilin brutal eylemlerine de sahne olur. Söz konusu seri katil, yaşlı kadınlara tecavüz etmekte ve onları döverek öldürmektedir. Adli tıpta görev yapan kadın doktorun söylediğine göre bu yaşlı kadınlar “olağanüstü derecede büyük, dev bir penis ile” tecavüze uğramışlardır. Başlı başına ne büyük bir metafor! Dava dedektif Luis Velarde (Antonio De La Torre) ve Javier Alfaro’ya (Roberto Álamo) verilmiştir. Katile ulaşamamanın stresiyle ezilen bu iki dedektif, bir yandan Madrid sokaklarında seri katil peşinde gezerken, bir yandan da kendi saldırgan doğalarını sergilemekten geri durmazlar. Dedektif Javier Alfaro’nun öfke kontrolü problemi vardır ve saldırgan tavırlarıyla dikkatleri çeker. Dedektif Luis Velarda ise, kadınlarla ilişki kurmakta pek başarılı biri değildir.
Öğrencisi olduğu yatılı okuldan uzaklaştırılan Sam, bakımını üstlenmek üzere alkol problemi olan alıngan büyükannesinin yanına gönderilir. Büyükannesinin hayatı yeniden kucaklamasını sağlamaya çalışan 17 yaşındaki gencin hayatı, onunla zaman geçirdikçe bambaşka bir hâl alır.
Recently escaped from reformatory, Reinaldo struggles to get by in the streets of Havana in the late 90s, one of the worst decades for Cuban society. Hopes, disillusionment, rum, good humor and above all hunger, accompany him in his wanderings, until he meets Magda and Yunisleidy, survivors like himself. In one or the other's arms, he will try to escape the material and moral misery surrounding him, living love, passion, tenderness and uninhibited sex to the limit.
Kitap editörü Helga Pato, deli kocasını uzak bir psikiyatri hastanesinde stajyer olarak tuttuktan sonra trenle evine döner ve burada kendisini psikiyatrist olarak tanıtan gizemli bir adamla tanışır.
Yaşının gerektirdiği şekilde hareket etme alışkanlıklarına karşı gelip hayattan elini eteğini çekmeyi kabul etmeyen 58 yaşındaki Gloria, bekârların arasına karışmaya karar verir. Gece kulüplerinde aşk ve macera peşinde umut, hayal kırıklığı ve boşluk hissiyle karşı karşıya kalır. Bir deniz subayıyla tanışıp yakınlaştığında kendi sırlarıyla da yüzleşmek zorunda kalacaktır. Acaba bu ilişki aşk yolundaki son durağı mıdır?
Emilio, 70’ine merdiven dayamıştır ve yakın zaman önce Alzheimer teşhisi konmuştur. Ailesinin yardımını alarak çocukluk aşkıyla tekrar bir araya gelmek ister ve bu olay, aileyi bir maceraya sürükler.