Yolculuk edeceği geminin saatler sonra kalkacağını öğrenen hareketli ve heyecanlı bir mizaca sahip olan Bonnie (Jean Arthur), zamanını, Güney Amerika’nın İngilizce konuşulan tek barında, Geoff Carter (Cary Grant)’ın yerinde geçirmeye karar verir. Küçük çapta bir posta uçağı hava alanına sahip olan ve aynı zamanda alanın işletmeciliğini de yapan Geoff, kuralcı ve katı yapısı yüzünden o gece bir pilotun ölümüne sebep olur.Olumsuz hava koşullarına aldırmadan uçuş izni veren Geoff, pilotun ölümünden etkilenen genç kadına, bunun bir iş kazası olduğunu anlatır. Patron Geoff’un vurdumduymaz tavırlarına isyan eden Bonnie, gece, genç adamla muhabbet etme fırsatı yakalar ve o an Geoff’a aşık olur.
Orman yangınlarını uçakla söndüren bir pilot olan Pete (Richard Dreyfuss) risk almayı seven birisidir ve nişanlısı Dorinda (Holly Hunter) da uçuş kulesinde radyo operatörlüğü yapmaktadır. Deneyimli bir pilot olan Pete bir kazada ölür ve dünyaya tekrar bir hayalet olarak gelecektir. Filmi Steven Spielberg yönetmiş ve senaristliğini Frederick Hazlitt Brennan ve Jerry Belson yapmıştır.
Anne ve babasını kaybeden Failan (Cecilia Cheung) geriye kalan tek akrabalarını bulmak için Kore’ye göç eder. Ancak varışında akrabalarının kısa bir süre önce Kanada’ya gidip yerleştiklerini öğrenir. Çaresizlik içindeki Failan Kore’de kalabilmek ve geçinebilmek için düzmece bir evlilik yapmak zorunda kalır ve bir çöpçatan bürosuna başvurur. Kang Jae (Choi Min Shik) ise çaptan düşmüş kimsenin iplemediği ve herkesin itip kaktığı eski bir gangsterdir. Bu boş ve anlamsız hayatındaki tek amacı bir balıkçı teknesi satın alıp köyüne dönmektir. Bir gün tam kumar oynamak için paraya ihtiyacı varken çöpçatan bürosundaki arkadaşı bir düzmece evlilik için koca rolünü üstlenmesini ister. Büronun kapısı önünde belgelere imza atarken arkadaşı “düzmece de olsa karın olacak kadını görmek ister misin?” diye sorduğunda “gerek olmadığını” söyler ve boynundaki boyunbağını çıkarıp bir hediye olarak kadına vermesini ister esprili bir dille.
Baramui Fighter, gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkılarak hazırlanmış kore yapımı bir film. Filmin bahsettiği kişi Choi Bae-dal (daha sonra ismini Masutatsu Oyama olarak değiştirmiştir 1923-1994) dünyada 11 milyondan fazla öğrencisi olan Kyokushin Karate okulunun kurucusudur. Aslen Koreli olan Choi Bae-dal estetik anlayışın hakimiyetindeki japon karate ekolünü adeta yerle bir etmiştir. Çünkü onun karatesi en kısa yoldan karşındakinin kemiklerini kırma prensibine dayanır. Film ilginç bir deneme ile bu prensibi karakterin öz yaşam öyküsüne de yedirmeye çalışmış. İkinci dünya savaşı öncesinde Kore japon işgalinde ve Choi Bae-dal japon ordusuna alınıp savaşıyor. Sonrasında japonyada yaşamını kazanmaya çalıştığını görüyoruz ancak gerek askerdeyken gerekse de sonrasında bir koreli olarak ikinci sınıf vatandaş.
Ergenlikten yeni çıkmış Hughes, babasının matkap ucu fabrikasından kalan serveti, I. Dünya Savaşı'nda savaşan uçakları konu alan "Cehennem Melekleri" adında bir film çekmek için kullanmak gibi çılgın bir karar alan Hughes, benzeri olmayan bir film yapmak üzere yola çıkar ve bu yol ona büyük bir şöhreti de beraberinde getirir.
Tae-il lives a fast life as low level thug. He then learns that he has a terminal illness and not much time left to live. Then, for the first time in his life, he falls in love.