Şehir senfonisi türünün en ünlü örneklerinden biri olan film, iki savaş arasındaki Berlinde bir gün geçirmek üzere bizi zamanda geriye götürüyor. Hareket eden makinelerin büyüsü altındaki kamera, şehirde dolaşarak, görsel izlenimler üzerinden günlük hayatı betimliyor. İmgelerinin gücü ve güzelliği, hele de dinamik kurgusu ile film, izleyiciye o dönemde Berlini sarmalayan devinim duygusunu aktarmayı başarıyor.
The wild West Berlin of the 1980s became the creative melting pot of pop subcultures: music, art and chaos. Before the Iron Curtain fell, anything and everything seemed possible.
Ölüme meydan okuyan samimi ve eğlenceli bir aşk hikâyesinde tanınmış şairler Andrea Gibson ve Megan Falley birlikte olabilecekleri belki de son yıllarında dayanma gücü—ve beklenmedik bir neşe—buluyorlar.
Hitler'in iktidara yükselişi sırasında yitirilen özgürlükleri inceleyen bu belgeselde, 1920'lerin Berlini'nde ışıltılı bir gece kulübü kuir topluluğun sığınağı hâline gelir.