Paul, a 20 year old midwesterner, arrives at the central bus station and quickly catches eyes with Wye, a 22 year old girl voguing on the sidewalk. After Paul seeks her out in secret, an intense love between them blossoms. But when Paul discovers Wye is trans, he is forced to confront his own identity and what it means to belong.
A, her gün farklı birinin bedeninde uyanmakta olan bir gençtir. Her gün kendi ile aynı yaşlardaki başka bedenlere geçiş yaparak uyansa da kendi bedenine sahip olmayan A, durumunu kabullenmiştir. Hatta yaşamak için belli kurallara bağlı kalmaktadır. Kimseye bağlanmamaya, kendini açık etmemeye ve bedenini bir günlüğüne paylaştığı kişilerin hayatlarında değişiklikler yapmamaya çalışmaktadır. Ancak günün birinde Justin isimli bir gencin bedeninde uyanır ve onun kız arkadaşı Rhiannon'a aşık olur. Bu durum A için bütün kuralları yıkar, Rhiannon'a durumunu açıklar ve ikilinin arasında romantik bir ilişki başlar. Ancak bu durum sandıkları kadar kolay olmayacaktır.
Özgürlük hareketlerinin kasıp kavurduğu 1970'lerde, Patrick 'Kitten' Braden isimli bir gencin büyüleyici ve dokunaklı öyküsü Plüton'da Kahvaltı. Patrick, daha ufacık bir bebekken ailesi tarafından terk edilmiş ve Peder Bernard'ın kapısına bırakılmıştır. Daha henüz büyüme sancıları çektiği ufak yaşlarında bile kendi farklılığının bilincindedir ve bütün tepkilere ve baskılara rağmen değişmeyi reddeder. Yıllar geçip de kendi başına hareket edebileceğinin bilincine varır varmaz, Londra'ya gidip annesini aramaya karar verir. Bu yolculuk, onu hem kendisi ile ilgili hem de bilmediği bambaşka dünyalarla ilgili yenilikleri keşfetmesini sağlayacaktır.
Cinsel yönden düş kırıklığına uğramış bir eş ve anne olan Kate Miller, onu tatmin etmeyen erotik yaşamından yakınmak üzere, muayenesi Manhattan'da bulunan pek revaçtaki psikiyatrı Dr. Robert Elliott'ı ziyaret eder. Bir yabancıyla tatmin edici bir cinsel ilişki içinde geçirdiği öğleden sonranın ardından Kate, adamın binasının asansöründe usturalı sarışın bir kadın tarafından öldürülür. Katili şöyle bir gören sarışın fahişe Liz, hem baş zanlı, hem de katilin yeni hedefi haline gelir.
Julia adlı esrarengiz ve güzeller güzeli bir kadın, Luis Antonio Vargas adlı genç bir adamın aklını başından alarak onu birtakım sahtekarlık olaylarına bulaştırır. Luis, artık asla geri dönemeyeceği bir suçlar bataklığına girmiştir. Asıl şoku ise uğrunda her şeyini verebileceği Julia'nın aslında kendisine aşık olmadığını öğrenince yaşayacaktır. Artık Luis'in tek amacı bu fettan ve yararcı kadından ağır bir intikam almak olacaktır.