A reconstruction of the start of the triumphant Cuban revolution which deposed Batista. It includes asserters of interviews with those involved with the revolution.
Film, dört ana bölümden oluşuyor. Sırasıyla, barlarda fahişeliğe zorlanan genç bir kadının; şeker kamışı tarlasının uluslararası bir Amerikan şirketine satıldığını öğrenen ihtiyar bir çiftçinin; emperyalizme karşı isyan bayrağı açan devrimci bir öğrencinin ve son olarak, başta silahlı mücadeleye karşı olsa da, devlet terörü karşısında gerilla harekete katılmayı seçen yoksul bir köylünün hikayelerine tanık oluyoruz. Tüm bu episodlar, Küba’yı temsil eden, şairane dış sesle birbirine bağlanıyor. Yer yer Sovyet propaganda filmlerinin, özellikle de Eisenstein’ın etkisinin hissedildiği filmin en büyük özelliği, devrime giden yolda kahramanlaşan isimlere hiç yer vermeden, tamamen sıradan insanların hikâyelerine odaklanması.
Recently escaped from reformatory, Reinaldo struggles to get by in the streets of Havana in the late 90s, one of the worst decades for Cuban society. Hopes, disillusionment, rum, good humor and above all hunger, accompany him in his wanderings, until he meets Magda and Yunisleidy, survivors like himself. In one or the other's arms, he will try to escape the material and moral misery surrounding him, living love, passion, tenderness and uninhibited sex to the limit.
26 kasım 1956’da, Fidel Castro 80 isyancıyla birlikte Küba’ya yelken açar. Bu isyancılardan biri, Castro’yla, Fulgencio Batista’nın yozlaşmış diktatörlüğünü sona erdirmek gibi ortak bir amacı paylaşan Arjantinli doktor Ernesto “Che” Guevera’dan başkası değildir. Che gerilla savaş tarzını çabuk kapar ve vazgeçilmez bir savaşçı olduğunu kanıtlar. Kendini mücadeleye adamasıyla yoldaşları ve Küba halkı tarafından bağırlarına basılır. 'The Argentine', Che’nin Küba devriminde doktorluktan devrimci kahramanlığa yükselişini anlatıyor.
A Russian Literature professor at the University of Havana is ordered to work as a translator for child victims of the Chernobyl nuclear disaster when they are sent to Cuba for medical treatment. Based on a true story.
1965, Dominican Republic. At a seaside brothel, the lives of a group of prostitutes take a dramatic turn when freedom fighters stage a revolutionary coup, making them realise they can have a better life and perhaps find love. But everything changes when the US army supresses the revolution and takes the brothel as a military base: the girls will have to face the dilemma of either sleeping with the enemy or protecting their dignity at all costs.
Amerikan tarihindeki önemli olaylardan birine güncel bir bakış açısı getiren Demir Çeneli Melekler, Amerikan kadınlarına oy hakkı kazandırmak için hayatlarını riske atmaktan kaçınmayan ve Hilary Swank'ın canlandırdığı cesur, başarılı ve genç eylemci Alice Paul ve Frances O'Connor tarafından canlandırılan Lucy Burns'ün gerçek yaşam hikayelerini anlatıyor.