A collective film made by ten prominent Hungarian filmmakers to express what each of them wishes to bring with them of their own culture and personal experience with Hungary's accession to the European Union.
Akademi Ödüllü Akira Kurosawa (The Seven Samurai, Ran) 'kariyerinin en samimi draması'nı (Los Angeles Times) sunuyor. Görsel olarak muhteşem, dokunaklı ve enfes bir destan. Nagasaki'yi çevreleyen göz kamaştırıcı kırsal alanlarda yaşanan bu hikaye, bir zamanlar savaşla parçalanmış bir Japon Ailesinin Amerikalı kuzenleriyle (Richard Gere) karşılaşmaları sonrası kendi iç hesaplaşmaları. Murase uzun yıllar boyunca 2. Dünya Savaşı'ndan kalan korkularıyla yaşamıştır. Daha önce görmediği erkek kardeşinin ortaya çıkmasıyla, Amerika'ya karşı duyduğu hisler ve peşini bırakmayan geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır. Kardeşini ve ailesini görmeye gitmeyi reddetmesine rağmen oğlu Clark (Gere)'ın ziyarete gelişiyle Sachiko ve ailesi şaşırtıcı ve duygusal günler geçirirler. Bir affediş üykusü olan Rapsody In August, 'görsel olarak görkemli' (The New York Times), 'zorlayıcı' (Boxoffice) ve 'dokunaklı ve muhteşem' (Time)!
Irisz Leiter adlı genç bir kadın, eskiden kendi ailesine ait olan parıltılı bir şapka dükkanına gelerek iş ister. Şehrin sosyetesini ağırlayacağı önemli bir organizasyona hazırlanan dükkanın esrarengiz yeni sahibi Brill, kadını başından savmaya çalışır. Fakat kayıp geçmişinin izinde olan Irisz’in dönüşüyle ortaya çıkan Leiter ailesinin sırları, tüm şehri sarsacaktır.
Daniel Craig candidly reflects on his 15 year adventure as James Bond. Including never-before-seen archival footage from Casino Royale to the upcoming 25th film No Time To Die, Craig shares his personal memories in conversation with 007 producers, Michael G Wilson and Barbara Broccoli.
1980'lerin kominizm sonrası Macaristan'ının tahrip olmuş küçük bir köyünde, hayat fiili olarak durmuştur. Güz yağmurları başlamıştır. O akşamüstü köylüler büyük bir ödeme beklemektedirler, sonrasında da, bazıları hakkettiğinden fazlasını alma planlarıyla oradan ayrılmayı düşünmektedirler. Fakat o sırada iki yıl önce öldüğünü düşündükleri karizmatik Irimias'ın konuşmasını duyarlar, geri gelmiştir. Onlar da topluluğun devamlılığını koruma amacıyla Irimias'ın çevireceği tantanalı planla paralarını alacağı düşüncesiyle korkmuşlardır.
Yapıtları ve yaklaşımıyla çağdaş bağımsız sinemacıları etkileyen Bela Tarr’ın on yıl aradan sonra çektiği bu ilk film, Alman düşünür Friedrich Nietzsche’nin 1889’da Torino’da kırbaçlanan bir atı boynuna sarılarak kurtarmaya çabalamasıyla başlıyor. Bu mücadelesi Nietzsche’yi öldüğü güne kadar yatağa bağlayacak, dilsiz bırakacak, çaresi bulunmayan bir akıl hastalığına götürecektir. Ancak filmin kahramanı, çiftçi sahibine ayak uydurmaya çalışan yaşlı attır...