New Yorklu nevrotik bir iş kadını olan Ruth, ailesinin geçmişini anlamak için Holokost'tan sağ kurtulan büyüleyici inatçı babası Edek ile birlikte Polonya'ya bir yolculuğa çıkar. Edek'in geçmişiyle yüzleşme konusundaki tereddütü ve çoğu zaman tuhaf tavırları, kızıyla arasında birden fazla anlaşmazlığa neden olur. Post-sosyalist Polonya'yı keşfeden iki New Yorklunun bu duygusal, komik kültür çatışması, aileyle ve geçmişle yeniden bağlantı kurmanın ne kadar beklenmedik bir hazine olabileceğini gözler önüne seriyor.
A dramatization of the life of Earl 'The Goat' Manigault (Don Cheadle), with a lot of factual based occurrences. A reformed junkie returns from prison to clean up his act and devote the rest of his life to the young kids of Harlem. 1996 was the 25th anniversary of the first tournament named after him.
While settling his father’s estate, Finn Conrad becomes suspicious as to why the man left a nurse $100,000. His dad knew her for less than two months before he died. Just before Christmas, Finn wants what to reclaim what he considers his family’s money, going undercover to investigate the bed and breakfast the nurse has recently taken over. When Finn meets Willa, he discovers she’s not a conniving gold digger at all, but a woman in need who put the money to good use. When she discovers his true identity, will it keep Willa from ever trusting him again?
Elbette ki ölüler sırlarının tümünü yanlarında götüremezler, ancak ortaya dökülenler ne kadar feci olursa olsun yine de bu evde yas tutmak zorunlu. Aile sırlarıyla geleneklerin çatışmasını işleyen Beç Tavuğu Olmak Üzerine, Shula’nın geceyarısı boş bir yolda amcasının cesedini bulmasıyla başlıyor. Cenaze süreci ilerlerken Shula ile kuzenleri, ailelerinin gizli kalmış sırlarını gün ışığına çıkarıyor. Bazen komik, bazen korkunç, gerçeküstü ve hareketli bu film, kendi kendimize söylediğimiz yalanlarla hesaplaşıyor, bittikten çok sonra bile insanın ruhunda geziniyor. Büyük beğeni toplayan Ben Cadı Değilim’in (2017) yönetmeni Rungano Nyoni, bu gerçeküstü hikâyede anavatanı Zambiya’nın karmaşık meseleleriyle toplumsal gerçeklerini ele almaya devam ediyor.
80'ler... Herkesin büyük paralar kazandığı bir dönem, R. J. R. Nabisco'nun CEO'su F. Ross Johnson'ın (James Garner) servet yapmaktan başka bir niyeti yok. Johnson, Nabisco hissedarlarını satın alıp şirketi devralmaya karar verdiğinde, kimse patlak verecek fırtınaya hazır değildir. Johnson, borçlanmalı satın alma (LBO) ustası Henry Kravis (Jonathan Pryce) ile tanışır ancak bu keskin iş adamına şirketi kaptırma korkusuyla harekete Peter Cohen (Peter Riegert) ile geçer. Ne var ki Kravis pes etmeye niyetli değildir ve kendi agresif hamlelerini başlatır. Ardından, Wall Street'in gerçek kralının kim olduğunu belirleyecek son ana kadar süren amansız bir savaş patlak verir. Dışarıdan kibar, şık giyimli iş adamları gibi görünebilirler... ama kulak verdiğinizde, "Kapıdaki Barbarlar"ın ayak seslerini duyabilirsiniz.