The film narrates the life of a little boy and his ostracized mother who is isolated from him as she is believed to be a witch in the village she lives in. It is based on a Bengali short story named Baen written by the renowned Indian author Mahasweta Devi.
Kaykaycı Kız öz güven, cesaret ve kendi yolunu çizmenin yarattığı büyük etkiyi konu alan bir yetişkinliğe geçiş hikâyesi. Hindistan'ın Racastan bölgesindeki ücra bir köyde geçen film, burada geleneklere ve ailesine karşı sorumluluklarına bağlı bir hayat yaşayan genç Prerna'nın (ilk oyunculuk deneyimiyle Rachel Saanchita Gupta) öyküsünü aktarıyor. Bir gün, Londra'da büyüyen ve bir reklam şirketinde yöneticilik yapan Jessica (Amy Maghera), vefat eden babasının çocukluğunu araştırmak için köyü ziyaret eder. Jessica ve köye kaykayıyla gelen eski arkadaşı (Jonathan Readwin) sayesinde Prerna ve köydeki diğer çocuklar, heyecan verici yeni bir macerayla tanışır.
Young Cedric Errol and his widowed mother live in genteel poverty in 1880s Brooklyn after the death of his father. Cedric's grandfather, the Earl of Dorincourt, has long ago disowned his son for marrying an American. But after the death of the Earl's remaining son, he decides to accept Cedric as his heir.
Büyük Buhran döneminde Ozark Dağları'nda geçen hikâyede Billy Coleman, iki av köpeği yavrusu satın alma hayalini gerçekleştirmek için iki yıl boyunca çalışır ve kazançlarını biriktirir. "Old Dan" ve "Little Ann" ile birlikte Cherokee topraklarının nehir yataklarında dolaşırken, macera ve trajedi dolu ezici zorluklarla karşılaştıkça Tanrı'ya olan güveni artar.
In Scotland 1865, An old shepherd and his little Skye terrier go to Edinburgh. But when the shepherd dies of pneumonia, the dog remains faithful to his master, refuses to be adopted by anyone, and takes to sleeping on his master's grave in the Greyfriars kirkyard, despite a caretaker with a "no dogs" rule. And when Bobby is taken up for being unlicensed, it's up to the children of Edinburgh and the Lord Provost to decide what's to be done.
Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.