Andrew Crocker-Harris is an embittered and disliked teacher of Greek and Latin at a British prep school. After nearly 20 years of service, he is being forced to retire for 'health reasons', and perhaps may not even be given a pension. The boys regard him as a Hitler, with some justification. His unfaithful wife Laura tries to hurt him in any way she can. Andrew must come to terms with his failed life and at least regain his own self-esteem.
Alkol bağımlısı olan beyzbol oyuncusu Cory Brand, alkollüyken kardeşini yaraladığı bir kaza sonrası rehabilitasyon programına katılır. Cory, bir beyzbol takımında koçluk görevine başlar ve bu onun için yeni bir hayatın başlangıcı olur.
Savaştan sonra bir ıslahevinde yaşamını sürdüren Siggi Jepsen, Almanca dersi için "Görev Tutkusu" konulu makale yazmak zorunda olsa da hiçbir fikri yoktur. Ertesi gün bir hücreye kilitlendiğinde, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki çocukluğunun anıları yeniden canlanmıştır: Polis memuru babası Jens Ole Jepsen, dost canlısı dışavurumcu ressam Ludwig Nansen'e 1943'te bir "profesyonel diskalifiye" (berufsverbot) getirmekle görevlendirilir. Siggi'nin, Nansen'in gözetimi konusunda babasına yardım etmesi gerekirken aksine babasına isyan eder, inatçı Nansen'ın yanında yer alır ve bazı yasak resimlerini saklaması sonucunda kendisinin akıl hastanesine gönderilmesine yol açar.
Set in a warm summer in 1990 in former East Germany, it follows a young woman who begins a relationship with a charismatic farmer who is twice her age.
Seçkin festivallerden ödüllerle dönmüş bir yapım ve gerçek bir yaşam öyküsü… Güney Afrika'da yaşayan 10 yaşındaki Sandra (Sophie Okonedo) tipik bir yerli gibi görünmektedir Ancak anne-babası beyazdır; ancak atalarının kökleri, siyahi ırka dayanmaktadır Sandra, beyaz tenli ağabeyinin eğitim gördüğü yatılı okula gönderilir Fakat 'renkli' olduğu için okuldan kovulur Sandra'nın babası Abraham (Sam Neill) bu karara karşı çıkar ve mahkemeye başvurur Bu olay uluslararası bir skandal haline gelir Sandra, ilerleyen yıllarda da ırkçılık sorunuyla sürekli mücadele etmek zorunda kalacaktır.